18 Mayıs 2008 Pazar

Unesco Başkanı'nın açıklamaları

16 Mayıs, ntvmsnbc

İSTANBUL - UNESCO Heyeti Başkanı Francesco Bandarin, Sulukule ve Sultanahmet Four Seasons Otel ile ilgili projelerin ‘onaylandığına’ ilişkin basında yer alan haberler üzerine bir açıklama yaptı. Bandarin, “Üzerinde hâlâ çalışılması gereken bir projeyi UNESCO’nun ‘onayladığı’ şeklinde açıklama yapılması uygun değildir” dedi. Bandarin’in ikinci düzeltmesi de şu oldu: Sultanahmet Four Seasons Otel alanında yapılmış yeni yapılar konusuna da “Kimi basın organlarında çıkan ‘onaylandı’ haberlerinin aksine UNESCO bu projeyi ‘onaylamamıştır.’”
YANLIŞ ANLAŞILAN İKİ KONUDA UYARI GELDİ
Anadolu Ajansı’na dün açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’dan Dünya Kültür Mirası heyetinin İstanbul’daki incelemelerinin ‘olumlu’ sonuçlandığını açıklamıştı. UNESCO heyetinin raporun “olumlu” çıkacağını söylediğini anlatan Topbaş, denetimin ardından Türkiye’de bu konuda çalışan görevlilerin üzerindeki “stresin de kalktığını” belirtmişti.Bugün açıklama yapan Bandarin, bu konuda bir yanlış anlaşılma olduğunu belirtti: “Halen Türkiye’de bulunduğum için, yaptığımız basın toplantısı ardından yerel ve ulusal basında yayınlananları izleme fırsatı buldum. Birçok yayının doğruluğunun farkında olmakla birlikte, yanlış anlaşıldığımı düşündüğüm iki temel konu hakkındaki düşüncelerimi yeniden açıklamak isterim.”
Bandarin’in açıklama metninin tamamı şöyle:Sayın Belediye BaşkanıSayın ValiÖncelikle, UNESCO Heyeti’ne İstanbul’da bulunduğu süre boyunca gösterdiğiniz sıcak ilgiden dolayı teşekkür ederim. Gerçekten, halen tartışılan birçok konu hakkında oldukça detaylı ve tam bilgi edinebildik. Tüm şeffaflığınızı ve içtenliğinizi, İstanbul’un mirasının etkin bir biçimde korunması adına gösterdiğiniz tüm çabalarınızı gönülden takdir ediyorum. Ayrıca, 2006 yılındaki UNESCO Heyeti ziyaretinde dile getirilen hassas konulardaki gelişmeyi görmekten de çok mutlu oldum. Özellikle, kentsel peyzajın korunması yönündeki kararlılığınızı ve Galataport ile Haydarpaşa projelerini iptal etme yönündeki kararınızı özellikle tebrik ediyorum. Ziyaretim boyunca basının da bize eşlik etmesi memnuniyet vericiydi. Umarım, UNESCO’nun misyonu hakkında net bir görüş ortaya koyabilmişizdir. Halen Türkiye’de bulunduğum için, yaptığımız basın toplantısı ardından yerel ve ulusal basında yayınlananları izleme fırsatı buldum. Birçok yayının doğruluğunun farkında olmakla birlikte, yanlış anlaşıldığımı düşündüğüm iki temel konu hakkındaki düşüncelerimi yeniden açıklamak isterim.
1. Sulukule Projesi hakkındaki tartışma sırasında; koruma kavramı ve sosyal ihtiyaçlar arasında bir dengenin bulunması gerektiğini net bir şekilde belirttim. UNESCO; bir kentin yalnızca anıtlar ve yapılardan oluşmadığını; kent içindeki toplulukların, tüm koruma süreci içerisinde temel bir rol oynadıklarını ve kentlilerin yaşamlarının iyileştirilmesinin kentsel korumanın önemli bir temel hedef olduğunu savunmaktadır.Bu nedenle, bir takım basın organlarının yayınladığı gibi, verimli bir şekilde dengelenmiş hale gelmesi için üzerinde hala çalışılması gereken bir projeyi, UNESCO’nun ‘onayladığı’ şeklinde açıklama yapılması uygun değildir. Demokratik ve katılımcı bir sürecin, bu alandaki tüm kararlarla beraber yürütülmesinde ısrarcıyız.
2. Sultanahmet Four Seasons Otel alanında inşa edilmiş yeni yapılar konusuna gelindiğinde, UNESCO’nun bu denli önemli arkeolojik SİT alanlarında ek yapılar inşa edilmesinin en iyi çözüm olduğunu düşünmediğini belirtmiştim. Ancak, ek yapıların tamamlanmış olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, yapıların boyutu itibariyle kent silüetini büyük oranda etkilemediği belirtilmiştir. Fakat hala, hem kentsel mirasa saygılı hem de otelin ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanabileceği farklı bir çözüm yolu izlenmiş olabilirdi ve olması da gerekirdi diye düşünüyorum. Bu nedenle, yine bu konuda da, kimi basın organlarında çıkan ‘onaylandı’ haberlerinin aksine UNESCO bu projeyi ‘onaylamamıştır.’ Yine bu konuda, bu arkeolojik SİT’in yakın zamanda kamuya açılacak olması hususunda memnuniyetlerimi ilettim.Umarım bu açıklama, olaylar karşısındaki duruşumuzu netleştirmiştir ve yine umarım ki aynı şeffaflık anlayışı ile olağanüstü şehrinizin korunması üzerine ortak çalışmalarımızı devam ettiririz. Daha önce de belirttiğim üzere, tarafımızca hazırlanacak nihai rapor, en son karar verici kurum olan Dünya Kültür Mirası Komitesi tarafından incelenecektir.Saygılarımla, Francesco Bandarin

14 Mayıs, ntvmsnbc

Topbaş, UNESCO heyetinin incelemelerine ilişkin Anadolu Ajansı’nın sorularını yanıtladı. “İstanbul’un kültürel kimliği ile UNESCO’nun listesinde olan saygın bir kent olduğunu, ancak geçmişten günümüze kadar kültürel değerlerin korunması noktasında bir çok hata yapıldığını” söyleyen Topbaş, kendisinin ise bir mimar ve sanat tarihçisi olarak doğru adımlar attığını anlattı.
BİZ MİMARIZ, ONA GÖRE ADIM ATARIZ
Bir mimar olan UNESCO Dünya Kültür Mirası Başkanı Francesco Bandarin ile bakış açılarında farklılık olmadığını, Bandarin’in “bir mimar meslektaşının belediye başkanlığı görevi yapmış olmasından dolayı memnuniyetini ifade ettiğini” anlatan Topbaş, “Bu benim için onur verici. Bu kentte tarihi değerlere karşı bir saygının söz konusu olduğunu, bu konuda taviz vermek istemeyen bir belediye başkanının olduğunun fark edilmesi, beni oldukça memnun etti” dedi.Bilgilendirmeler sonucunda çalışmalarının takdir ve beğeni topladığını ifade eden Topbaş, şöyle dedi: “Bu bilgiler doğrultusunda rapor hazırlayacaklar. Bu raporun bazı kimseler tarafından beklenen ve felaket bir sonuç yaratacak şekilde olmayacağını da görmüş olduk. Bir takım beklentileri olanlar vardı. Çok farklı yansımalar bekleyip, o farklı yansımalar, farklı kullanılacaktı. Bu çıkmadı, çıkmayacak da... Zaten bunu da biliyorduk. ‘Biz de mimarız’ deyince, bunu farklı değerlendirdiler. Bu ifadeyi kullanırken, ‘bu işi bilen birisiyiz. Adımlarımız buna göre atarız’ anlamında bunu söyledim. Ama bunu farklı yönden anlayanlar oldu. Demek ki biz haklıydık. Doğru iş yaptık, doğru iz bıraktık.”Topbaş, incelemelerin ardından heyet başkanı Bandarin’in kendisine, “Size güveniyoruz. Şu andaki yapmış olduğunuz çalışma gayet güzel. Çok ciddi ilerleme kaydetmişsiniz. Gelecek adına endişemiz yok. Paralel çalışacağız” dediğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:“Buradan olumsuz bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Şu anda benim gördüğüm, rapor olumlu çıkacak. Kendilerinin de ifadesi o. Basın toplantısında ısrarla üzerine gidilmesine rağmen, bilimsel bakan bir insan orada doğru olan ne ise onu söyledi. Bir eksikliğimiz olsa bunu da açık açık ifade ederdi. Biz zaten her türlü bilimsel eleştiriye açığız. İşi bilenler tarafından bize destek olunmasından da yanayız. İşi bilmeyenler farklı pencerelerden baktıkları için işi farklı noktalara taşıyorlar. Heyet şu anda şurasını özellikle yapın, şu noktaya girin, burayı özellikle yapın demedi. Bir nokta gösterilmedi.
”FOUR SEASONS’TA KIYAMET KOPTU AMA...
Kadir Topbaş, UNESCO Heyeti Başkanı Bandarin’in basın toplantısında Four Seasons ile ilgili “ortada bir vahamet görmediğini” ifade ettiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:“Bir gazetemizde bu pehlivan tefrikasına dönmüş idi. Kıyamet kopartıldı. Öyle bir vahamet görmediler. Ben de böyle bir vahamet görmedim. Kaldı ki, Büyükşehir Belediyesiyle ilgisi yok. Karar noktasında, icra noktada olmamasına rağmen bizi bile içine çekmeye çalıştılar. Dünyada örnekleri var. Bu alanların nasıl kullanıldığına ilişkin. O tarzda bir çalışma yapılıyor. Oradaki müsaadeler o boyutlarda. Tabii ki hassasiyet gösterilmesi gerekiyor.”Galaport projesinde de bir önceki UNESCO heyetine projeyi sorduğunda, bilmediklerini, sadece bahsedildiğini ifade ettiklerini anlatan Topbaş, orada da mevcut yapıların sadece cephelerinin giydirileceğini, farklı bir yapı yapılmayacağını, ancak kamuoyunun farklı oluşturulduğunu söyledi.
METRO KÖPRÜSÜ SÜLEYMANİYE’Yİ ETKİLEMEYECEK
Topbaş, metro için Haliç üzerinde yapılacak köprü projesinde de bir değişiklik olmadığını, sadece tasarıma ilişkin tatbikat projeleri yapılırken, taşıyıcı ayakların kalın kaçarak hantallaşmaması için bu kesitlere dikkat edildiğini söyledi.UNESCO heyeti ile de bu konuyu konuştuklarını ve hassasiyetlerini söylediklerini, onların da “güvenlerini” ifade ettiklerini belirten Topbaş, “Ortaya bu şehirde yüzyıllarca yaşayacak güzel bir eser çıksın. Yanlış bir şey çıksın istemiyoruz. Alternatif proje yok. Geçmişte 11 tane geldi. Hassasiyet göstereceğimizi ifade ettik. Orada binaları, gövdeyi, Süleymaniye Camisi’ni basacak, etkileyecek bir köprü olmasın istiyoruz. Sinan’a karşı saygısızlık yapamayız” diye konuştu.
TARİHE SAYGI DUYMASAK, DOZERLE BİR GECEDE YIKARDIK
Kadir Topbaş, atılan doğru adımların iyi niyet ve samimiyetlerini gösterdiğini, tarihi yarımada, sur çevresi ve Galata-Pera bölgesinde önemli çalışmalar yaptıklarını, bunun da devam edeceğini bildirdi. Metro çalışmaları kapsamında Yenikapı’daki arkeolojik kazıların büyük bir hassasiyetle sürdürüldüğünü hatırlatan Topbaş, “Eğer tarihe saygı duymamış olsaydık, geçmiş dönemlerde yapıldığı gibi bir gecede dozerlerle yok ederdik, kimse farkında bile olmazdı” dedi.Topbaş, Türkiye’de herkesin, bilmediği, ilgi alanında dahi olmayan konular üzerinde ahkam kestiğini ve ön yargılı infazlar yapıldığını savunarak, bunun yanlış olduğunu, işi bilen, politik olmayan, bilimsel bakabilen insanların yorum yapması gerektiğini ifade etti.
SULUKULE KÜLTÜRÜ SÜRECEK, DARBUKAYI ÇALSIN
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Sulukule olarak bilinen ve yenileme alanı olarak ilan edilen Hatice ve Neslişah Sultan mahallelerinde yapılacak çalışmaları bilmeden eleştiri yapılmasını da doğru bulmadığını söyledi.Orada yaşayan 1016 ailenin, bir odada iki aile, tuvaleti, banyosu, hatta mutfağı olmayan çok kötü şartlarda yaşadıklarını, bölgenin bir sur bandı olduğunu dile getirek, şunları kaydetti:“Sur bandında, bu tarihi çevrede siz bu kadar aileyi alacak kadar büyük yapılar yapamazsınız. Katlı binalar yapamıyorsunuz. Yapabileceğiniz şey koruma amaçlı imar planında öngörülen boyutta. Bu da 2-3 kat. Bunu yaptığınız zaman da oradaki barınabilecek aile sayısı 600-700’lere düşüyor. Aradaki farkı bir yerde konuşlandırmanız lazım. Bütün mesele bu. Ya ‘bu böyle gelmiş böyle gider. Kalsın’ diyeceksiniz. Aile nüfus artıkça odaları paylaşım artacak. Çocuğunu yıkadığında suyunu dışarı atacak. Ya da ‘medeni yaşam, sağlıklı yaşam lazım’ diyeceksiniz. Bu kadar nüfusu burada barındıramıyorsanız, bir kısmını başka bir yere taşıyacaksınız. Kalanlar da orada yaşamaya devam edecek. Bu insanlar gidip başka insanlar gelecek değil buraya. Heyet bu çalışmayı doğru buldu. Bu bir sosyal proje. Başka yöntem yok ki. Öneri ne. Bunu tenkit edenler neyi öneriyorlar. Desinler ki şöyle bir yöntem... Orada yaşayan insanlar kendi kültürünü devam ettirecek. Yine darbukasını çalacaksa çalsın. Kemanını çalacaksa çalsın. Kim kemanını darbukasını bıraksın diyor ki.”DENETİM BİTTİ, STRES KALKTITopbaş, UNESCO heyeti gelmeden önce üzerlerinde çok ciddi bir baskı kurmaya çalışıldığını ve yanlış bilgilendirmeler, manipülasyonlar sonucunda kendisinde de endişe oluştuğunu ifade ederek, şöyle konuştu:“Ben şuna bakıyordum. Bilimsel bir kuruluş, bilimsel bakarsa bunlar zaten problem değil. Tabii bilimsel bakıldığı için sorun çıkmadı. Yani onların beklediği sonuç çıkmadı. Ve rahatladık tabii ki. Bu baskının, bilime ve gerçek bilim adamlarına fazla tesir etmediğini gördüm. Bundan da çok memnunum. Sonuç olarak bir stres vardı. O stresin verdiği bir sıkıntı, çalışan arkadaşlarımızın özellikle ne kadar strese girdiklerini biliyorum. Kalktı üzerlerinden...”