5 Mayıs 2008 Pazartesi
Dün Diva Sulukule'deydi
.jpg)
.jpg)
.jpg)
"olağanüstü güzel bir şenlik yağmur sebebiyle yarım kaldı...herkesin hevesi kursağında kaldı"
diyecektik ki bir baktık Sezen Aksu mahalleyi ziyarete geldi, bir sürpriz de Ahırkapı-Koçani orkestrasından gelince gene unutulmaz bir gün yaşandı Sulukule'de
şenlikli, unutulmaz nice mutlu günlere
sulukule platformu
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=0&VideoSearch=sulukule&NewsType

diyecektik ki bir baktık Sezen Aksu mahalleyi ziyarete geldi, bir sürpriz de Ahırkapı-Koçani orkestrasından gelince gene unutulmaz bir gün yaşandı Sulukule'de
şenlikli, unutulmaz nice mutlu günlere
sulukule platformu
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=0&VideoSearch=sulukule&NewsType
29 Nisan 2008 Salı
27 Nisan 2008 Pazar
Tony Gatlif 'le söyleşi
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=254162
'Sulukule yeni filmime konu olabilir'
Tony Gatlif'e göre Sulukule, İstanbul'un üzerine büyük bir sorun olarak çökecek. Çingene yönetmen Tony Gatlif, 'Sulukule'de olanlar bana 'Gazap Üzümleri'ni hatırlattı. Evlerini yıkıyorsun, insanlar ne yapacağını bilemiyor. Mesela hapisten çıkıyor, bakıyor mahallesi yok. Bir sonraki filmimin konusu bu olabilir' diyor
SİREN İDEMEN, İSTANBUL - Çingenelerin yaşamına odaklanan 'Latcho Drom', 'Sürgündekiler', 'Çılgın Yabancı', Asia Argento ve Birol Ünel'li 'Transilvanya' gibi filmlerle tanınan ünlü çingene yönetmen Tony Gatlif, geçen hafta İstanbul'daydı. İstanbul Film Festivali'nda Sinemada İnsan Hakları bölümündeki filmleri değerlendiren Avrupa Konseyi Film Ödülü (FACE) jürisinde görev alan Gatlif, 1990'da 'Latcho Drom' adlı filminin bir bölümünü çektiği Sulukule'yi ziyaret etmeyi de unutmadı. Televizyonda, gazetelerde gördük, Sulukule'ye gitmişsiniz. Bu oraya ilk gidişiniz değil galiba, 1990'da da gitmişsiniz...
- Evet, 1990'da 'Latcho Drom' filmi için mekân bakmaya, çekim yapmaya gitmiştim. Emekçi insanların yaşadığı o mahalleyi iyi tanıyorum. 15 gün kaldım orada. O zaman yaptığım çekimler 'Latcho Drom'un 10 dakikasını oluşturuyor.
Sulukule'yi bu sefer nasıl buldunuz?
-Beni müthiş etkiledi. Çok acıklı! Ayrıca korkutucu! 600 küsur yıldır orada olan insanları, o toprakların en eski sakinlerini oradan atıyorsunuz. O insanları kutu kutu apartmanlara yerleştiriyorsunuz. O insanlar öyle yaşayamaz. Müthiş sorunlar olacak.
Fatih'in belediye başkanıyla da görüştünüz, değil mi?
-Evet, ona da bunları anlattım. Ama o bir profesyonel. Bir aktör! Ama, ben de öyleyim. (gülüyor)
Söylediklerinizin bir etkisi olmuş mudur?
-Ona izah etmek için gittim. Zira ben Romanları tanıyorum, o ise tanımıyor. Türkiye'nin Çingenelerini belki biraz tanıyor, bense enternasyonal Romanları tanıyorum. Ve dünyadaki bütün Çingeneler, şu anda onun gibilerin yarattığı sorunu yaşadılar, yaşıyorlar. İspanyollar, Fransızlar, Romanyalılar, Portekizliler... Birileri apansız gelip Çingeneleri mahallelerinden kovuyor ve olay çözümsüz bir sorunsal haline geliyor! Zaten çok kırılgan bir toplum Çingeneler. İşsiz güçsüz, her şeyden mahrum bir şekilde kendi kaderleriyle başbaşa kaldıklarında neler olabileceğini tahayyül etmeye çalışın! Bu, İstanbul'un üzerine bir sorun olarak, hem de büyük bir sorun olarak çökecek! Belediye başkanına bunun büyük bir hata olduğunu anlattım. Fransa'da, Perpignan'da böyle bir mahalle var, Çingeneler 16. yüzyıldan kalma bu eski mahallede yaşıyorlar. Perpignan'ın en güzel mahallesi. Arazi pahalı, büyük rant söz konusu. O mahalle tam deniz kenarında... Ama kimse onlara dokunmuyor. Çünkü biliyorlar ki, eğer dokunurlarsa, devasa bir sorun çıkacak ortaya. Bunları anlattım belediye başkanına. Sulukule'de olanlar bana 'Gazap Üzümleri'ni hatırlattı. Tastamam 'Gazap Üzümleri'! İnsanların evlerini yıkıyorsun. İnsanlar ne yapacaklarını bilemiyor. Bir kısmı hapishanelik oluyor. Çıkınca bir bakıyorsun mahallen yok olmuş. Bir sonraki filmimin konusu bu olabilir. (gülüyor)
Sulukule'nin kurtulması için bir umut var mı sizce?
-Politikacılar kafalarına bir şeyi koydular mı, umut yok demektir. Eğer bütün gençler, insanlar harekete geçer, kitlesel protesto gösterileri yaparlarsa belki! Bütün dünyada biraz böyle. İnsanların başına gelenler umurlarında değil. Türkiye hâlâ AB'ye girmek istiyor mu?
Hükümet öyle diyor. Ama gerçekten istiyor mu orası karışık...
-Mesele de bu. İki yıl sonra İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olacak. Bu çok iyi bir şey. Ama bana hep yaptıkları yüksek kuleleri gösteriyorlar. Kültürden söz ettiklerinde kastettikleri 'money'. Büyük binalardan, alışveriş merkezlerinden, lâlelerden bahsediyorlar hep. Bunlar "kültürün başkenti" anlamına gelmiyor ki, 'kapitalizmin başkenti' anlamına geliyor.
Bu sene İstanbul Film Festivali'nde, 68'in 40. yıldönümü dolayısıyla '1968 ve Mirası' adlı bir bölüm vardı. Siz 1968'de neredeydiniz, ne yapıyordunuz?
-Paris'teydim. Bidonla benzin satıyordum, çünkü benzin yoktu. Hiçbir şey yoktu... Tam bir ayaklanma havası vardı. Bütün gençler ayağa kalkmıştı. Mayıs '68 bir isyandı. Ben de isyancılardandım.
1978'de Cezayir devrimini anlatan 'La Terre au Ventre'ı çektiniz. Bir söyleşide "O filmi çekerken Andreas Baader'i düşünüyordum" diyorsunuz. Baader'de sizi etkileyen neydi?
-70'lerde bize tüketim toplumlarını dayatan insanlara ihtiyacımız yoktu. 'Hayır' diyen insanlara ihtiyacımız vardı. Baader de öyle biriydi. Evet, şiddete başvurmuştu. Ama yumurtayı kırmadan omlet yapamazsın. Liberation gazetesinden onun bir portresini kesmiştim, onun fotoğrafını çekip büyüttüm ve odama astım. 'Bu kim?' diye soranlara 'Bir dost' diyordum.
Bir örgütle bağınız var mıydı?
-Yoktu, ama siyasal fikirlerim vardı. Bugün de siyasal fikirlerim aynı.
'Sulukule yeni filmime konu olabilir'
Tony Gatlif'e göre Sulukule, İstanbul'un üzerine büyük bir sorun olarak çökecek. Çingene yönetmen Tony Gatlif, 'Sulukule'de olanlar bana 'Gazap Üzümleri'ni hatırlattı. Evlerini yıkıyorsun, insanlar ne yapacağını bilemiyor. Mesela hapisten çıkıyor, bakıyor mahallesi yok. Bir sonraki filmimin konusu bu olabilir' diyor
SİREN İDEMEN, İSTANBUL - Çingenelerin yaşamına odaklanan 'Latcho Drom', 'Sürgündekiler', 'Çılgın Yabancı', Asia Argento ve Birol Ünel'li 'Transilvanya' gibi filmlerle tanınan ünlü çingene yönetmen Tony Gatlif, geçen hafta İstanbul'daydı. İstanbul Film Festivali'nda Sinemada İnsan Hakları bölümündeki filmleri değerlendiren Avrupa Konseyi Film Ödülü (FACE) jürisinde görev alan Gatlif, 1990'da 'Latcho Drom' adlı filminin bir bölümünü çektiği Sulukule'yi ziyaret etmeyi de unutmadı. Televizyonda, gazetelerde gördük, Sulukule'ye gitmişsiniz. Bu oraya ilk gidişiniz değil galiba, 1990'da da gitmişsiniz...
- Evet, 1990'da 'Latcho Drom' filmi için mekân bakmaya, çekim yapmaya gitmiştim. Emekçi insanların yaşadığı o mahalleyi iyi tanıyorum. 15 gün kaldım orada. O zaman yaptığım çekimler 'Latcho Drom'un 10 dakikasını oluşturuyor.
Sulukule'yi bu sefer nasıl buldunuz?
-Beni müthiş etkiledi. Çok acıklı! Ayrıca korkutucu! 600 küsur yıldır orada olan insanları, o toprakların en eski sakinlerini oradan atıyorsunuz. O insanları kutu kutu apartmanlara yerleştiriyorsunuz. O insanlar öyle yaşayamaz. Müthiş sorunlar olacak.
Fatih'in belediye başkanıyla da görüştünüz, değil mi?
-Evet, ona da bunları anlattım. Ama o bir profesyonel. Bir aktör! Ama, ben de öyleyim. (gülüyor)
Söylediklerinizin bir etkisi olmuş mudur?
-Ona izah etmek için gittim. Zira ben Romanları tanıyorum, o ise tanımıyor. Türkiye'nin Çingenelerini belki biraz tanıyor, bense enternasyonal Romanları tanıyorum. Ve dünyadaki bütün Çingeneler, şu anda onun gibilerin yarattığı sorunu yaşadılar, yaşıyorlar. İspanyollar, Fransızlar, Romanyalılar, Portekizliler... Birileri apansız gelip Çingeneleri mahallelerinden kovuyor ve olay çözümsüz bir sorunsal haline geliyor! Zaten çok kırılgan bir toplum Çingeneler. İşsiz güçsüz, her şeyden mahrum bir şekilde kendi kaderleriyle başbaşa kaldıklarında neler olabileceğini tahayyül etmeye çalışın! Bu, İstanbul'un üzerine bir sorun olarak, hem de büyük bir sorun olarak çökecek! Belediye başkanına bunun büyük bir hata olduğunu anlattım. Fransa'da, Perpignan'da böyle bir mahalle var, Çingeneler 16. yüzyıldan kalma bu eski mahallede yaşıyorlar. Perpignan'ın en güzel mahallesi. Arazi pahalı, büyük rant söz konusu. O mahalle tam deniz kenarında... Ama kimse onlara dokunmuyor. Çünkü biliyorlar ki, eğer dokunurlarsa, devasa bir sorun çıkacak ortaya. Bunları anlattım belediye başkanına. Sulukule'de olanlar bana 'Gazap Üzümleri'ni hatırlattı. Tastamam 'Gazap Üzümleri'! İnsanların evlerini yıkıyorsun. İnsanlar ne yapacaklarını bilemiyor. Bir kısmı hapishanelik oluyor. Çıkınca bir bakıyorsun mahallen yok olmuş. Bir sonraki filmimin konusu bu olabilir. (gülüyor)
Sulukule'nin kurtulması için bir umut var mı sizce?
-Politikacılar kafalarına bir şeyi koydular mı, umut yok demektir. Eğer bütün gençler, insanlar harekete geçer, kitlesel protesto gösterileri yaparlarsa belki! Bütün dünyada biraz böyle. İnsanların başına gelenler umurlarında değil. Türkiye hâlâ AB'ye girmek istiyor mu?
Hükümet öyle diyor. Ama gerçekten istiyor mu orası karışık...
-Mesele de bu. İki yıl sonra İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olacak. Bu çok iyi bir şey. Ama bana hep yaptıkları yüksek kuleleri gösteriyorlar. Kültürden söz ettiklerinde kastettikleri 'money'. Büyük binalardan, alışveriş merkezlerinden, lâlelerden bahsediyorlar hep. Bunlar "kültürün başkenti" anlamına gelmiyor ki, 'kapitalizmin başkenti' anlamına geliyor.
Bu sene İstanbul Film Festivali'nde, 68'in 40. yıldönümü dolayısıyla '1968 ve Mirası' adlı bir bölüm vardı. Siz 1968'de neredeydiniz, ne yapıyordunuz?
-Paris'teydim. Bidonla benzin satıyordum, çünkü benzin yoktu. Hiçbir şey yoktu... Tam bir ayaklanma havası vardı. Bütün gençler ayağa kalkmıştı. Mayıs '68 bir isyandı. Ben de isyancılardandım.
1978'de Cezayir devrimini anlatan 'La Terre au Ventre'ı çektiniz. Bir söyleşide "O filmi çekerken Andreas Baader'i düşünüyordum" diyorsunuz. Baader'de sizi etkileyen neydi?
-70'lerde bize tüketim toplumlarını dayatan insanlara ihtiyacımız yoktu. 'Hayır' diyen insanlara ihtiyacımız vardı. Baader de öyle biriydi. Evet, şiddete başvurmuştu. Ama yumurtayı kırmadan omlet yapamazsın. Liberation gazetesinden onun bir portresini kesmiştim, onun fotoğrafını çekip büyüttüm ve odama astım. 'Bu kim?' diye soranlara 'Bir dost' diyordum.
Bir örgütle bağınız var mıydı?
-Yoktu, ama siyasal fikirlerim vardı. Bugün de siyasal fikirlerim aynı.
22 Nisan 2008 Salı
20 Nisan, Istanbul Animasyon Film Festivali Sulukule'de
16 Nisan 2008 Çarşamba
15 Nisan, Tony Gatlif Sulukule'de
http://www.ntvmsnbc.com/news/442944.asp
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253129
http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/8708307.asp
http://www.gazeteport.com.tr/NEWS/GP_192279
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=115357,3
http://yenisafak.com.tr/aktuel/?t=16.04.2008&c=5&i=111654
http://www.ozgurhaber.com/yonlendir.php?id=1953295&i=ShowTVnet&b=-Gatlif
http://www.arkitera.com/h27484-unlu-yonetmenin-gozuyle-sulukule.html
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253129
http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/8708307.asp
http://www.gazeteport.com.tr/NEWS/GP_192279
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=115357,3
http://yenisafak.com.tr/aktuel/?t=16.04.2008&c=5&i=111654
http://www.ozgurhaber.com/yonlendir.php?id=1953295&i=ShowTVnet&b=-Gatlif
http://www.arkitera.com/h27484-unlu-yonetmenin-gozuyle-sulukule.html
14 Nisan 2008 Pazartesi
8 Nisan 2008 Salı
Dünya Roman Gününde Sulukule'de Matem var
http://www.ntvmsnbc.com/news/442080.asp http://www.yapi.com.tr/turkce/Haberler_Detay.asp?newsid=60853
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/106193/romanlar-gununde-sulukuleden-muzik-degil-dozer-sesi-yukseldi
http://haber.tnn.net/haber_detay.asp?ID=1997342&Cat=POL
SULUKULELILERIN BASIN ACIKLAMASI
Bugun 8 Nisan Dunya Roman Gunu, ve biz Sulukuleliler bu gunu kutlamak yerine, matemle karsiliyoruz...
Bin yili askin bir tarihi olan mahallemiz, artik bir hayalet bolge haline geldi... Her yerde yikilmis evler, komsusuna, akrabasina siginmis evsizler, ortada sokakta kalmis oksuz ve yetimler, gordugunuz yetersiz saglik kosullari ve iki yildir suren korkular, baskilar nedeniyle ruhen ve bedenen cokmus insanlar, var artik...
Cocuklarimiz donuslerinde evlerini bulamayacagi korkusuyla okullarina gitmez oldu, hasta sayimiz gun gectikce artiyor...
Yillardir bogustugumuz issizligin uzerine bir de yuvasizlik eklendi artik... Cogumuz yari ac, yari tok yatip, sabah dozer sesleriyle uyaniyoruz...
Niye? burada savas mi var? dogal afet mi gecti uzerimizden?
Hayiir!!!
kentsel donusum vurdu bizi...
Istanbul'un en eskileri olan bizler, birilerince , kendi yurdumuz, koyumuz olan bu mahalleye uygun gorulmedik... sultanlar bizi bagirlarina bastilar... Simdilerde ise bize "ucube" diyenler var...
Bizi dogdugumuz topraklarin disina atmak istiyorlar...
Oysa biz,onceki yonetimlerin actigi yaralarin sarilmasini, mahkum edildigimiz issizligin , yoksullugun giderilmesini ve mahallemizin eski zengin ve senlikli haline dondurulmesini talep ediyoruz...
Bu mahalle bizim!
Cogumuzun elinde Osmanli'dan kalma tapular var veya vardi... Baska hangi mahallede boyle tarihi bir mulkiyet durumu var???
Bu tapular, korkutularak, koseye sıkıstırılarak, çaresiz birakilarak ellerimizden alindi ve alinmaya devam ediliyor. Biz buraya 10 yil once, 20 yil, 30 yil once gelmedik...
Biz yuzyillardir buradayiz...
Bu mahalle bizim yurdumuz, topragimiz, koyumuz... Ve bizimle birlikte kalkinip , bizimle birlikte gelismeli... Bizimle birlikte yaşayip, bizimle birlikte zenginlestirilmeli...
Yenileme, donusum... Adi her neyse, ne yapilacaksa bizim icin, buranin gercek sahipleri olan biz Sulukuleliler icin yapilmali...
Rant kokusu alan yeni yatirimcilar icin degil. Bu evleri ellerimizden nasil aldiklari asikar olan saibeli yeni sahipler icin degil...
Biz Sulukuleliler icin insanca yasanilir bir yer haline getirilmeli bu mahalle...
Sulukule artik bir "ucube" gibi gorunuyorsa size, bu bizim sucumuz, bizim secimimiz degil...
Bizi bu hale getiren gecmis yonetimler utansin...
Ve bizi yine dıslamak isteyen simdiki yoneticilerimiz uyansın...
Yoneticilerimizden tek duymak istedigimiz bu:
Sulukule, Sulukuleliler icin yenilenmelidir...
Yikimlara, bize hic bir barinma yolu gosterilmedigi icin, sokaklara gonderildigimiz icin karsi cikiyoruz...
Insaatlar suresince bize gecici konutlar gosterilsin, sokaklarda kalmasin, yaslilarimiz, hastalarimiz, kadinlarimiz ve en onemlisi gelecegin guvencesi cocuklarimiz...
Mahallemizin duzenlenmesi, iyilestirilmesi bittiginde ise biz tekrar buraya, yurdumuza donelim.
Bu yoksulluk kosullarinda borclandirilacaksak eger, bu mahallede daha iyi sartlarda yasamak icin borclandirilalim..
Ve bunu seve seve calisarak odeyelim...
Bizim icin is, meslek , sosyal ve ekonomik kalkinma projeleri sayesinde, turizm sayesinde yeniden kendimize gelelim ve bu topraklara hizmet etmeye devam edelim...
Bizim maketlerimiz, sahte heykellerimiz degil, biz kendimiz turistleri buraya cekelim.
Gelenek ve goreneklerimizi tanitalim ...
Canli muze isteniyorsa eger,, iste biz canli muzeyiz...
Topragimizin altindan tarih fiskiriyor...
Etrafimiz, tarihle cevrili
Hafizamiz, yuzlerce yillik tarihle dolu...
Yeni gelecek olan rantcilardan hangisi bu gorevi yerine getirebilir?
Onlar tarihimizi nereden bilebilir?
Dunyadaki bu biricik Sulukule ornegini hep birlikte yasatalim...
Keyfini hep birlikte surelim...
Iste budur butun istedigimiz...
Bizi, taa Avrupa'dan, Amerika'dan duyanlar, ziyaret edenler oldu... Ama kendi belediyemizden gelip bir cayimizi icen, halimizi soran olmadi...
Ankara'da kendi yoneticilerimiz, duymak bir yana, bizi "ucube" sandi...
Sesimizi bir kendi vatanimizda duyuramadik...
Ve simdi, Dunya Roman gununu sevincle kutlamamiz gereken bugunde diyoruz ki, bugune kadar bize hep matem yasattiniz hergun...
Sesimizi duyun artik ...
Bunun icin gokyuzune yolluyoruz mesajlarimizi simdi...
Belki bu yolla dileklerimiz Ankara semalarina ulasir sonunda,
Dunya duydu sesimizi,
sayin yoneticilerimiz, lutfen siz de artik kulak verin...
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/106193/romanlar-gununde-sulukuleden-muzik-degil-dozer-sesi-yukseldi
http://haber.tnn.net/haber_detay.asp?ID=1997342&Cat=POL
SULUKULELILERIN BASIN ACIKLAMASI
Bugun 8 Nisan Dunya Roman Gunu, ve biz Sulukuleliler bu gunu kutlamak yerine, matemle karsiliyoruz...
Bin yili askin bir tarihi olan mahallemiz, artik bir hayalet bolge haline geldi... Her yerde yikilmis evler, komsusuna, akrabasina siginmis evsizler, ortada sokakta kalmis oksuz ve yetimler, gordugunuz yetersiz saglik kosullari ve iki yildir suren korkular, baskilar nedeniyle ruhen ve bedenen cokmus insanlar, var artik...
Cocuklarimiz donuslerinde evlerini bulamayacagi korkusuyla okullarina gitmez oldu, hasta sayimiz gun gectikce artiyor...
Yillardir bogustugumuz issizligin uzerine bir de yuvasizlik eklendi artik... Cogumuz yari ac, yari tok yatip, sabah dozer sesleriyle uyaniyoruz...
Niye? burada savas mi var? dogal afet mi gecti uzerimizden?
Hayiir!!!
kentsel donusum vurdu bizi...
Istanbul'un en eskileri olan bizler, birilerince , kendi yurdumuz, koyumuz olan bu mahalleye uygun gorulmedik... sultanlar bizi bagirlarina bastilar... Simdilerde ise bize "ucube" diyenler var...
Bizi dogdugumuz topraklarin disina atmak istiyorlar...
Oysa biz,onceki yonetimlerin actigi yaralarin sarilmasini, mahkum edildigimiz issizligin , yoksullugun giderilmesini ve mahallemizin eski zengin ve senlikli haline dondurulmesini talep ediyoruz...
Bu mahalle bizim!
Cogumuzun elinde Osmanli'dan kalma tapular var veya vardi... Baska hangi mahallede boyle tarihi bir mulkiyet durumu var???
Bu tapular, korkutularak, koseye sıkıstırılarak, çaresiz birakilarak ellerimizden alindi ve alinmaya devam ediliyor. Biz buraya 10 yil once, 20 yil, 30 yil once gelmedik...
Biz yuzyillardir buradayiz...
Bu mahalle bizim yurdumuz, topragimiz, koyumuz... Ve bizimle birlikte kalkinip , bizimle birlikte gelismeli... Bizimle birlikte yaşayip, bizimle birlikte zenginlestirilmeli...
Yenileme, donusum... Adi her neyse, ne yapilacaksa bizim icin, buranin gercek sahipleri olan biz Sulukuleliler icin yapilmali...
Rant kokusu alan yeni yatirimcilar icin degil. Bu evleri ellerimizden nasil aldiklari asikar olan saibeli yeni sahipler icin degil...
Biz Sulukuleliler icin insanca yasanilir bir yer haline getirilmeli bu mahalle...
Sulukule artik bir "ucube" gibi gorunuyorsa size, bu bizim sucumuz, bizim secimimiz degil...
Bizi bu hale getiren gecmis yonetimler utansin...
Ve bizi yine dıslamak isteyen simdiki yoneticilerimiz uyansın...
Yoneticilerimizden tek duymak istedigimiz bu:
Sulukule, Sulukuleliler icin yenilenmelidir...
Yikimlara, bize hic bir barinma yolu gosterilmedigi icin, sokaklara gonderildigimiz icin karsi cikiyoruz...
Insaatlar suresince bize gecici konutlar gosterilsin, sokaklarda kalmasin, yaslilarimiz, hastalarimiz, kadinlarimiz ve en onemlisi gelecegin guvencesi cocuklarimiz...
Mahallemizin duzenlenmesi, iyilestirilmesi bittiginde ise biz tekrar buraya, yurdumuza donelim.
Bu yoksulluk kosullarinda borclandirilacaksak eger, bu mahallede daha iyi sartlarda yasamak icin borclandirilalim..
Ve bunu seve seve calisarak odeyelim...
Bizim icin is, meslek , sosyal ve ekonomik kalkinma projeleri sayesinde, turizm sayesinde yeniden kendimize gelelim ve bu topraklara hizmet etmeye devam edelim...
Bizim maketlerimiz, sahte heykellerimiz degil, biz kendimiz turistleri buraya cekelim.
Gelenek ve goreneklerimizi tanitalim ...
Canli muze isteniyorsa eger,, iste biz canli muzeyiz...
Topragimizin altindan tarih fiskiriyor...
Etrafimiz, tarihle cevrili
Hafizamiz, yuzlerce yillik tarihle dolu...
Yeni gelecek olan rantcilardan hangisi bu gorevi yerine getirebilir?
Onlar tarihimizi nereden bilebilir?
Dunyadaki bu biricik Sulukule ornegini hep birlikte yasatalim...
Keyfini hep birlikte surelim...
Iste budur butun istedigimiz...
Bizi, taa Avrupa'dan, Amerika'dan duyanlar, ziyaret edenler oldu... Ama kendi belediyemizden gelip bir cayimizi icen, halimizi soran olmadi...
Ankara'da kendi yoneticilerimiz, duymak bir yana, bizi "ucube" sandi...
Sesimizi bir kendi vatanimizda duyuramadik...
Ve simdi, Dunya Roman gununu sevincle kutlamamiz gereken bugunde diyoruz ki, bugune kadar bize hep matem yasattiniz hergun...
Sesimizi duyun artik ...
Bunun icin gokyuzune yolluyoruz mesajlarimizi simdi...
Belki bu yolla dileklerimiz Ankara semalarina ulasir sonunda,
Dunya duydu sesimizi,
sayin yoneticilerimiz, lutfen siz de artik kulak verin...
Sulukule'de yıkıma devam ediliyor
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&ArticleID=514330&Date=08.04.2008&ver=58
Fatih Belediyesi ekipleri, Sulukule’nin İstanbul dışına taşınması projesi kap-samında dün 9 evin daha yıkımını gerçekleşçtirdi. İçinde eşyalar bulunan bazı ev sahiplerine ise 24 saat süre verildi. Sulukule Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük, Helsinki Komisyonu’nun Başbakan Erdoğan’a gönderdikleri mektupta Sulukule’nin yıkılmamasını istedikleri haberini önceki gün Milliyet’te okuduklarını belirterek, “Mahalleli olarak büyük sevinç yaşadık. Ancak, sabah uyandığımızda yıkım ekiplerini karşımızda görünce şoke olduk” diye konuştu. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise ABD’den gelen uyarının yanlış bilgilendirmenin bir sonucu olduğunu öne sürdü.
Fatih Belediyesi ekipleri, Sulukule’nin İstanbul dışına taşınması projesi kap-samında dün 9 evin daha yıkımını gerçekleşçtirdi. İçinde eşyalar bulunan bazı ev sahiplerine ise 24 saat süre verildi. Sulukule Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük, Helsinki Komisyonu’nun Başbakan Erdoğan’a gönderdikleri mektupta Sulukule’nin yıkılmamasını istedikleri haberini önceki gün Milliyet’te okuduklarını belirterek, “Mahalleli olarak büyük sevinç yaşadık. Ancak, sabah uyandığımızda yıkım ekiplerini karşımızda görünce şoke olduk” diye konuştu. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise ABD’den gelen uyarının yanlış bilgilendirmenin bir sonucu olduğunu öne sürdü.
7 Nisan 2008 Pazartesi
5 Nisan 2008 Cumartesi
U.S Helsinki Komisyonu'ndan Basbakan'a mektup
http://www.ntvmsnbc.com/news/441786.asp
http://www.sabah.com.tr/haber,7AB74405FA7D45EAB988D6C935401C07.html
http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=445274
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=guncel&ArticleID=513689&Date=06.04.2008&ver=09
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=65727&cat=180&dt=2008/04/06
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=151043
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=673968
U.S. Helsinki Commission Troubled by Treatment of Sulukule Roma in Istanbul
Send Letter to Turkish Prime Minister Erdoğan Expressing Concern over Demolition of one of the Oldest Romani Settlements in Europe
(Washington, DC) Congressman Alcee L. Hastings (D-FL), Chairman of the Commission on Security and Cooperation in Europe (U.S. Helsinki Commission) and Co-Chairman Senator Benjamin L. Cardin (D-MD), along with Helsinki Commissioners Congressmen Joseph R. Pitts (R-PA), and G.K. Butterfield (D-NC), sent the following letter to Turkish Prime Minister Tayip Erdoğan, regarding the Sulukule urban transformation project. The letter expresses concern about the demolition of this historic community, which dates back to 1054, and whose residents will be forced to relocate to a town 40 kilometers outside of the city. Many residents cannot afford to relocate and will be forced onto the streets of Istanbul. (Please find below a copy of the letter)
April 4, 2008
His Excellency Recep Tayip Erdoğan
The Prime Minister
T.C. Basbakanlik
06100 Bakanliklar / ANKARA
TURKEY
Dear Prime Minister Erdoğan:
We write to express our concern about the Sulukule urban transformation project developed by the Fatih and Greater Istanbul municipalities. It is our understanding that six districts in Istanbul including Sulukule, have been chosen to undergo urban transformation as part of the 2010 European Capitol of Culture. While we understand the need to preserve many historical landmarks in Istanbul, we are deeply troubled that Sulukule, home to a Roma community since 1054 and one of the oldest Romani settlements in Europe, is on the brink of total demolition and will be replaced with new villa style homes. The unfortunate outcome of this urban renewal project will not only destroy this historic neighborhood, but will force 3,500 Sulukule residents 40 kilometers outside of the city to the district of Tasoluk or onto the streets.
Roma are currently one of the largest, poorest, and fastest growing minority populations in Europe, and remain the target of pervasive racial attacks and discrimination. At the OSCE’s 1999 Istanbul Summit, Turkey and all other OSCE participating States agreed: “We recognize the particular difficulties faced by Roma and Sinti and the need to undertake effective measures in order to achieve full equality of opportunity, consistent with OSCE commitments, for persons belonging to Roma and Sinti. We will reinforce our efforts to ensure that Roma and Sinti are able
to play a full and equal part in our societies, and to eradicate discrimination against them.” The protection of human rights and the promotion of tolerance and non-discrimination required by the Helsinki Final Act and subsequent documents of the OSCE remain critically important to the United States Helsinki Commission, and therefore we are particularly concerned about the eroding conditions for the Romani community in Sulukule.
The Roma community in Sulukule is living on the fringes of society and continues to be treated unfairly. Instead of implementing an urban renewal project that would preserve this centuries-old neighborhood and allow the Roma there to remain together as a community, they will be dispersed and forced to migrate elsewhere.
The Romani residents of Sulukule have essentially been unable to work since 1992, when the municipality closed down the music and entertainment venues that had been the lifeblood of the community and a major tourist attraction. With this source of income gone, the Roma of Sulukule have found it increasingly difficult to earn a living.
We understand that the residents of Sulukule have been offered the opportunity to purchase the new homes that will be built as part of the project. However, we are advised that the homes are quite expensive and, given the Romani community’s lack of employment and income, this is an empty gesture. We also understand that the offer of housing in Tasoluk, some 40 kilometers outside of Istanbul, is also well beyond the means of the current residents of Sulukule, making it all the more likely that the majority of them will be forced to live on the streets.
Mr. Prime Minister, we urge you to work to find a common solution that will ensure that the residents of Sulukule are treated with dignity and respect, that their culture and contribution to the history of Istanbul are preserved and that they are given the opportunity to work, provide shelter and education to their families and contribute fully to Turkish society.
Thank you for your attention to this matter. We look forward to your response.
Sincerely,
http://www.sabah.com.tr/haber,7AB74405FA7D45EAB988D6C935401C07.html
http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=445274
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=guncel&ArticleID=513689&Date=06.04.2008&ver=09
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=65727&cat=180&dt=2008/04/06
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=151043
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=673968
U.S. Helsinki Commission Troubled by Treatment of Sulukule Roma in Istanbul
Send Letter to Turkish Prime Minister Erdoğan Expressing Concern over Demolition of one of the Oldest Romani Settlements in Europe
(Washington, DC) Congressman Alcee L. Hastings (D-FL), Chairman of the Commission on Security and Cooperation in Europe (U.S. Helsinki Commission) and Co-Chairman Senator Benjamin L. Cardin (D-MD), along with Helsinki Commissioners Congressmen Joseph R. Pitts (R-PA), and G.K. Butterfield (D-NC), sent the following letter to Turkish Prime Minister Tayip Erdoğan, regarding the Sulukule urban transformation project. The letter expresses concern about the demolition of this historic community, which dates back to 1054, and whose residents will be forced to relocate to a town 40 kilometers outside of the city. Many residents cannot afford to relocate and will be forced onto the streets of Istanbul. (Please find below a copy of the letter)
April 4, 2008
His Excellency Recep Tayip Erdoğan
The Prime Minister
T.C. Basbakanlik
06100 Bakanliklar / ANKARA
TURKEY
Dear Prime Minister Erdoğan:
We write to express our concern about the Sulukule urban transformation project developed by the Fatih and Greater Istanbul municipalities. It is our understanding that six districts in Istanbul including Sulukule, have been chosen to undergo urban transformation as part of the 2010 European Capitol of Culture. While we understand the need to preserve many historical landmarks in Istanbul, we are deeply troubled that Sulukule, home to a Roma community since 1054 and one of the oldest Romani settlements in Europe, is on the brink of total demolition and will be replaced with new villa style homes. The unfortunate outcome of this urban renewal project will not only destroy this historic neighborhood, but will force 3,500 Sulukule residents 40 kilometers outside of the city to the district of Tasoluk or onto the streets.
Roma are currently one of the largest, poorest, and fastest growing minority populations in Europe, and remain the target of pervasive racial attacks and discrimination. At the OSCE’s 1999 Istanbul Summit, Turkey and all other OSCE participating States agreed: “We recognize the particular difficulties faced by Roma and Sinti and the need to undertake effective measures in order to achieve full equality of opportunity, consistent with OSCE commitments, for persons belonging to Roma and Sinti. We will reinforce our efforts to ensure that Roma and Sinti are able
to play a full and equal part in our societies, and to eradicate discrimination against them.” The protection of human rights and the promotion of tolerance and non-discrimination required by the Helsinki Final Act and subsequent documents of the OSCE remain critically important to the United States Helsinki Commission, and therefore we are particularly concerned about the eroding conditions for the Romani community in Sulukule.
The Roma community in Sulukule is living on the fringes of society and continues to be treated unfairly. Instead of implementing an urban renewal project that would preserve this centuries-old neighborhood and allow the Roma there to remain together as a community, they will be dispersed and forced to migrate elsewhere.
The Romani residents of Sulukule have essentially been unable to work since 1992, when the municipality closed down the music and entertainment venues that had been the lifeblood of the community and a major tourist attraction. With this source of income gone, the Roma of Sulukule have found it increasingly difficult to earn a living.
We understand that the residents of Sulukule have been offered the opportunity to purchase the new homes that will be built as part of the project. However, we are advised that the homes are quite expensive and, given the Romani community’s lack of employment and income, this is an empty gesture. We also understand that the offer of housing in Tasoluk, some 40 kilometers outside of Istanbul, is also well beyond the means of the current residents of Sulukule, making it all the more likely that the majority of them will be forced to live on the streets.
Mr. Prime Minister, we urge you to work to find a common solution that will ensure that the residents of Sulukule are treated with dignity and respect, that their culture and contribution to the history of Istanbul are preserved and that they are given the opportunity to work, provide shelter and education to their families and contribute fully to Turkish society.
Thank you for your attention to this matter. We look forward to your response.
Sincerely,
21 Mart 2008 Cuma
Başbakan'a
Başbakan Tayyip Erdoğan :
"Hedefimiz Eminönü İlçesi'nin Fatih'e katılırken düşündüğümüz bir incelik var. Eminönü 30 bin nüfus. Belediyeciliği bilen de bilmeyen de konuşuyor. Bunu Fatih'in içine katmak suretiyle daha güçlü, daha farklı bir Fatih meydana gelecek. Böylece Fatih içindeki bazı ucubelerden kurtulacak. Sulukule hakkında da çok şey konuşuldu. Bunu konuşanlar gidip de Sulukule'yi görmüş değildir. Şimdi yapılan projeye bakın, bunu görünce inanıyorum ki samimilerse 'tebrik ederiz' diyecekler. Sulukule'yi o ucube halinden kurtarıp, modern çağdaş ama tarihi bir yer haline getireceğiz. Atılan adım budur. Biz İstanbul sevdalısıyız, İstanbul'a aşığız. İstanbul Türkiye'nin vizyonu olan bir kenttir. Gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Şu anda İstanbul'a yapılan yatırımlar yerin altına yapılıyor. Bütün bu tüneller İstanbul'un ulaşımını daha da rahatlatalım diye açılıyor. Millet minareyi görür ama kuyuyu görmez. O bakımdan sıkıntı var. Bütün bu eserler bittiği zaman takdiri de yapılacaktır".
Sulukule Palatformu'ndan yanıt :
http://www.ntvmsnbc.com/news/439912.asp
Sayın Başbakan
Bizler hep Sulukule’deyiz... Sokaklarını, evlerini ve hatta içlerindeki hayatları tek tek biliriz...
Sulukule’yi görmemiş, oraya hiç gitmemis olanlar bizler degil, bu mahalledeki binlerce kisinin kaderi hakkında, fikirlerine hic basvurmadan karar vermis olanlardır Sayın Başbakan.
Şöyleki; Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir, Sulukule’ye sadece iki kez uğramıştır. Birincisi, seçim öncesiydi! Arabasıyla mahallede şöyle bir tur atmış, ve “tehlikeli” bir semt olduğunu düşünerek, arabadan inmek zahmetine bile girmemişti...
İkincisi ise, 9 Şubat 2008 günüydü. Yani projenin epey yol almasından sonra. AB-Türkiye Karma Parlamenterler Komisyonu Eşbaşkanı Sayın Joost Lagendijk’ın Sulukule Platformu’nun davetlisi olarak mahalleye geldiği gün. Bir baskın gibi gerçekleştirdiği bu ziyareti kısa kesip, mahalleyi terketmek zorunda kalmıştı.
Oysa, Sulukule “yenileme” projesine nedenlerini belirterek karşı çıkan bizler, ya zaten Sulukuleliyiz, ya da vaktini oradaki insanlara yararlı olmak için bizzat orada geçiren platform üyeleriyiz... Sivil toplum kuruluşları, mimar, sanat tarihçisi, şehir planlamacısı, gazeteci, öğrenci, sosyolog, tarihçi, öğretim görevlisi, hukukçu, yazar, sanatçı, müzisyen, esnaf, din adamı, işçi vs. vs yiz... Hepimiz, Sulukule’yi iyi tanıyan, iyi bilen, insanlarız... Mahallenin sokaklarında dolaşırken, “birileri” gibi korku duymaz, “tehlikeli” demeyiz...
“Orayı görmemişlerdir bile” dediğiniz bizler, defalarca Fatih Belediyesi ile görüşmelere oturmuş, somut önerilerde bulunmuş ve projenin, insanları ve tarihi kale alan, katılımcı, uluslararsı anlaşmalara uygun bir prosedürle oluşturulması için bizzat çaba harcamış kuruluşlar ve insanlarız. Bu konuda bilgilendirme eksikliği içinde ve hatta yanıltılma durumunda olduğunuzu düşünüyoruz.
Sulukule Platformu, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, uzman kişilerin ve en önemlisi mahalle halkının içinde olacağı “çok ortaklı bir çalışma komitesi” oluştuma önerisini defalarca belediyeye sunmuş ve bu konuda bir protokol çalışması da yapmıştır. Nitekim bu öneri, kendileri tarafından da kabul görmüş, davetimiz üzerine de bizzat kendilerinin de katıldığı ortak toplantılar yapılmışıtır. Ayrıca, zaman zaman kendileri ziyaret edilerek projenin nasıl gercekleşmesi gerektiği konusunda görüşlerimiz kendilerine aktarılmıştır.
Size gösterilmiş olduğunu sandığımız ve gerek TBMM İnsan haklarını İnceleme Komisyon’unda, gerek Avrupa Parlamentosu’nda ve daha bir çok yerde ilgililere gösterdikleri videolu sunum içinde, platform üyelerinin yer alması bundandır Sayın Başbakan. Ama ne yazık ki, bu görüntüler sessiz olarak, sadece “bakın biz onların da fikrini aldık ve projeyi öyle oluşturduk” demek için göstermelik olarak kullanılmış, ama orada konuşulanlar, platformun öneri ve fikirleri hiç yansıtılmamış, kale alınmamış sonra da “somut hiç bir şey söylemiyorlar, iyi niyetli değiller, işbirliğine yanaşmıyorlar, sadece itiraz ediyorlar” şeklinde kulisler yürütülmüştür.
Bütün çabamızı yerel yöneticilerle “ortak bir komisyon halinde çalışmak” için harcadığımız halde, ısrarlarımızla gerçekleşebilen bir kaç toplantıdan sonra, köprüleri atan bizzat kendileri olmuştur. Bütün bunlar belgelerle sabittir Sayın Başbakan...
Sulukule’deki sefalete ve “ucubelik” e gelince, bunun burada yaşayanların değil, mahalle ile tek ilgileri yıkıp yok etmek olan yönetimlerin ayıbı olduğunu düşünüyoruz.
Bir zamanlar, zenginliğiyle ünlü bu semtin (Sepetçiler Kasrı’nın, Sulukuleli sepetçiler tarafindan III. Murat’a hediye olarak yaptırıldığı söylenir), giderek çökmesi, bizzat devlet eliyle gercekleştirilmiştir.
Yakın tarihte, devlet elinin buraya, sadece, evleri, işyerlerini yıkmak, insanların geçim kaynaklarını kurutmak, toplum içinde ayırımcılığa uğrayan bu insanları “esmer vatandaşlar” diye niteleyerek daha da dışlamak için uzandığını hatırlatmak istiyoruz.
Sulukule “ucubesi”, işyerlerinin yerle bir edilmesi, yaşam ekonomisinin yok edilmesi, insanların sokaklarda sürüklenerek hortumlarla dövülmesi, kadınların zührevi hastalıklara sevkedilmesi, müzik aletlerinin sokaklarda parçalanması ve çocukların bu şiddetin ortasında büyümeye mahkum edilmesi sayesinde yaratıldı Sayın Başbakan!
“Sulukule ucubesi”, kendinden menkul bir ucube değildir! Ne bu insanlar “ucube” doğmuştur, ne de mahalle “ucube” olarak tasarlanıp inşa edilmiştir. Mahallenin bu hale gelmesi bizzat yönetimlerin ayıbıdır ve bu “ayıp”lar silsilesine bir yenisi daha eklenmek üzeredir.
Bu ayıbın adı ranttır, bu ayıbın adı koca bir kültürü yok etmektir, bu ayıbın adı sürgündür...
Ve yine hatırlatmak isteriz ki Sayın Başbakan, bir “İstanbul sevdalısı” olarak, Sulukule’den sürmek istediğiniz bu insanlar, şehre “vize” ile girmesi gerektiğini düşündüğünüz insanlar (!) değil, herkesten çok İstanbullu olanlardır. Mahalledeki kökleri bin yıl öncesine dayanır. Memleketleri sorulduğunda, yanıtları, “Istanbul, Sulukeliyim”dir. Yani onların gidecek başka bir köyü, memleketi yoktur. Ellerinden çıkartmak zorunda bırakıldıkları tapuları da, ta Osmanlı’dan kalma tapulardır bir kısmının.
Biz mahalleliyiz, mahalledeyiz Sayın Başbakan. Sulukule’deki yoksul insanların ellerinden, yokluk içindeki evlerinin nasıl alındığını, yeni sahiplerinin kimler olduğunu biliriz. Bunu öğrenmek için, Fatih AKP ilçe örgütü içinde kimlerin niye istifa ettirildiğini araştırmanız; ilçe meclisinde projenin oylandığı oturumun tutanaklarını okumanız; bazı AKP’li üyelerin projeye niye red oyu verdiğini sormanız ve tabii yeni sahiplerin kimler olduğunu soruşturmanız yeterli olacaktır.
Sizden bütün istediğimiz bu Sayın Başbakan!
Ve size gerçekten teşekkür etmek isteriz ;
-Bu projenin bizzat burada halen yaşayan insanlar için yapıldığını, kimsenin göç etmek zorunda kalmayacağını, yenileme sırasında mahalle sakinlerinin geçici olarak bir yere taşınarak, inşaat bittiğinde herkesin yeniden buraya yerleştirileceğini;
-Borçlandırmanın sürgün yeri için değil, kendi arsaları üzerinde inşa edilecek evler için yapılacağını;
-Projenin, mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına göre katılımcı bir süreçle düzenleneceğini;
-Ardından gelecek sosyal ve ekonomik kalkındırma projeleriyle, mahallenin, kendi kültürünü daha da zenginleştirmesine fırsat vererek yaşatılacağını;
-Tarihsel dokunun korunacağını, otopark yapmak uğruna arkeolojik zenginliklerin yok edilmeyeceğini, uluslararası anlaşmalara uyumlu bir proje yapılacağını
Söylediğiniz zaman, size gerçekten gönülden teşekkür edeceğiz...
Kısaca, “Sulukule, Sulukuleliler için yenileniyor”, sizden duymak istediğimiz tek söz bu Sayın Başbakan...
Bizler Sulukule’ye gitmeye, orada olmaya devam edeceğiz ve şimdiye kadar defalarca belirttiğimiz ve kanıtladığımız gibi, sivil toplum kuruluşları olarak, katılımcı bir proje için işbirliğine hazır olduğumuzu bir kez daha duyuruyoruz.
Size yansıtılmayan bu bilgiler ışığında, durumu yeniden gözden geçireceğinize inanıyoruz Sayın Başbakan...
Saygılarımızla
Sulukule Platformu
Önemli ek bilgiler:
Sulukule, Romanların büyük göçten sonra ilk yerleştikleri ve bazılarının tekrar yola koyularak dünyaya dağıldıkları mekandır. Tarihte de adı Sulukule kapısı olarak anılan, beşinci sur kapısından şehre 1054 yılı dolaylarında girdikleri yazılır. Nitekim, dünyanin dört bir yanından Meksika’dan, Amerika’dan, Kanada’dan, Balkan ülkelerinden Romanlar, yaz aylarında bölgeyi ziyarete gelerek, bu kapının etrafında dolaşırlar ve bir gelenek olarak çevre halkına yağ dağıtırlar. Bunu öğrenmek ancak, bölgedeki zengin sözlü tarih kaynaklarına başvurmakla mümkündür.
Bin yılı aşkın bir süredir nesilden nesile aktarılan bu kültürün yok edilmesine izin vermeyiniz.Bu kültürün, Osmanlı döneminde, yok edilmek, sürülmek bir yana, tam aksine korunduğunu, saygın bir konumda olduğunu hatırlatmak isteriz. Fatih Sultan Mehmet, Bizans zamanında Balkanlara göç eden Romanları, zanaatlarını (demircilik, bakırcılık, el sanatları, müzik, sepetçilik vs) icra edip ülkeyi gelistirmeleri için tekrar Istanbul’a davet etmiş ve onları, bugün yok edilmek istenen mahalleye yerleştirmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ise, Osmanlı ordusu yanında savaşlara katılmak anlamına gelen Sancak’ı vermiştir.
Bu mahallenin, kimi dünya çapında, kimi ülke çapında çok saygın sanatçılar yetiştirdiğini bilmeyen yoktur. Müzik alanında Sulukule dünya çapında bir ekol olarak kabul edilmektedir ve dünyada biricik örnektir. Burada, nesilden nesile aktarılan ve Sulukuleli Romanların birarada yaşamaları sayesinde sürekli ve yeniden üretilen bu kültür, yıkılması değil, aksine koruma altına alınması gereken “somut olmayan bir kültür mirası”dır.
Tüm istediğimiz bu mirasın korunması, geliştirilmesine fırsat ve olanak sunularak dünya çapında örnek teşkil edecek şekilde yaşatılmasıdır. Ama içindeki gerçek sahipleriyle birlikte! Onları oralardan sürüp, sokaklara mahkum ederek, sonra da heykellerini dikip, “bir zamanlar burada Romanlar yaşardı” denilecek bir proje değil, “Işte bu kültürü biz böyle koruyoruz, bu insanlarımıza ve kültürlerine gerçekten önem veriyoruz” dedirtecek bir projeyle... Sulukule, gerçek sahipleriyle birlikte zaten yaşayan bir müzedir, tek gereken bu müzenin sakinleriyle birlikte iyileştirilmesi ve kalkındırılmasıdır... Işte o zaman bütün dünyaya örnek bir proje yaratılabilecektir...
Sayın Başbakan, bu cümleleri aynen yerel yönetilere de defalarca tekrarladık...
İlgi ve bilginize...
Sulukule Platformu
"Hedefimiz Eminönü İlçesi'nin Fatih'e katılırken düşündüğümüz bir incelik var. Eminönü 30 bin nüfus. Belediyeciliği bilen de bilmeyen de konuşuyor. Bunu Fatih'in içine katmak suretiyle daha güçlü, daha farklı bir Fatih meydana gelecek. Böylece Fatih içindeki bazı ucubelerden kurtulacak. Sulukule hakkında da çok şey konuşuldu. Bunu konuşanlar gidip de Sulukule'yi görmüş değildir. Şimdi yapılan projeye bakın, bunu görünce inanıyorum ki samimilerse 'tebrik ederiz' diyecekler. Sulukule'yi o ucube halinden kurtarıp, modern çağdaş ama tarihi bir yer haline getireceğiz. Atılan adım budur. Biz İstanbul sevdalısıyız, İstanbul'a aşığız. İstanbul Türkiye'nin vizyonu olan bir kenttir. Gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Şu anda İstanbul'a yapılan yatırımlar yerin altına yapılıyor. Bütün bu tüneller İstanbul'un ulaşımını daha da rahatlatalım diye açılıyor. Millet minareyi görür ama kuyuyu görmez. O bakımdan sıkıntı var. Bütün bu eserler bittiği zaman takdiri de yapılacaktır".
Sulukule Palatformu'ndan yanıt :
http://www.ntvmsnbc.com/news/439912.asp
Sayın Başbakan
Bizler hep Sulukule’deyiz... Sokaklarını, evlerini ve hatta içlerindeki hayatları tek tek biliriz...
Sulukule’yi görmemiş, oraya hiç gitmemis olanlar bizler degil, bu mahalledeki binlerce kisinin kaderi hakkında, fikirlerine hic basvurmadan karar vermis olanlardır Sayın Başbakan.
Şöyleki; Fatih Belediye Başkanı Sayın Mustafa Demir, Sulukule’ye sadece iki kez uğramıştır. Birincisi, seçim öncesiydi! Arabasıyla mahallede şöyle bir tur atmış, ve “tehlikeli” bir semt olduğunu düşünerek, arabadan inmek zahmetine bile girmemişti...
İkincisi ise, 9 Şubat 2008 günüydü. Yani projenin epey yol almasından sonra. AB-Türkiye Karma Parlamenterler Komisyonu Eşbaşkanı Sayın Joost Lagendijk’ın Sulukule Platformu’nun davetlisi olarak mahalleye geldiği gün. Bir baskın gibi gerçekleştirdiği bu ziyareti kısa kesip, mahalleyi terketmek zorunda kalmıştı.
Oysa, Sulukule “yenileme” projesine nedenlerini belirterek karşı çıkan bizler, ya zaten Sulukuleliyiz, ya da vaktini oradaki insanlara yararlı olmak için bizzat orada geçiren platform üyeleriyiz... Sivil toplum kuruluşları, mimar, sanat tarihçisi, şehir planlamacısı, gazeteci, öğrenci, sosyolog, tarihçi, öğretim görevlisi, hukukçu, yazar, sanatçı, müzisyen, esnaf, din adamı, işçi vs. vs yiz... Hepimiz, Sulukule’yi iyi tanıyan, iyi bilen, insanlarız... Mahallenin sokaklarında dolaşırken, “birileri” gibi korku duymaz, “tehlikeli” demeyiz...
“Orayı görmemişlerdir bile” dediğiniz bizler, defalarca Fatih Belediyesi ile görüşmelere oturmuş, somut önerilerde bulunmuş ve projenin, insanları ve tarihi kale alan, katılımcı, uluslararsı anlaşmalara uygun bir prosedürle oluşturulması için bizzat çaba harcamış kuruluşlar ve insanlarız. Bu konuda bilgilendirme eksikliği içinde ve hatta yanıltılma durumunda olduğunuzu düşünüyoruz.
Sulukule Platformu, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, uzman kişilerin ve en önemlisi mahalle halkının içinde olacağı “çok ortaklı bir çalışma komitesi” oluştuma önerisini defalarca belediyeye sunmuş ve bu konuda bir protokol çalışması da yapmıştır. Nitekim bu öneri, kendileri tarafından da kabul görmüş, davetimiz üzerine de bizzat kendilerinin de katıldığı ortak toplantılar yapılmışıtır. Ayrıca, zaman zaman kendileri ziyaret edilerek projenin nasıl gercekleşmesi gerektiği konusunda görüşlerimiz kendilerine aktarılmıştır.
Size gösterilmiş olduğunu sandığımız ve gerek TBMM İnsan haklarını İnceleme Komisyon’unda, gerek Avrupa Parlamentosu’nda ve daha bir çok yerde ilgililere gösterdikleri videolu sunum içinde, platform üyelerinin yer alması bundandır Sayın Başbakan. Ama ne yazık ki, bu görüntüler sessiz olarak, sadece “bakın biz onların da fikrini aldık ve projeyi öyle oluşturduk” demek için göstermelik olarak kullanılmış, ama orada konuşulanlar, platformun öneri ve fikirleri hiç yansıtılmamış, kale alınmamış sonra da “somut hiç bir şey söylemiyorlar, iyi niyetli değiller, işbirliğine yanaşmıyorlar, sadece itiraz ediyorlar” şeklinde kulisler yürütülmüştür.
Bütün çabamızı yerel yöneticilerle “ortak bir komisyon halinde çalışmak” için harcadığımız halde, ısrarlarımızla gerçekleşebilen bir kaç toplantıdan sonra, köprüleri atan bizzat kendileri olmuştur. Bütün bunlar belgelerle sabittir Sayın Başbakan...
Sulukule’deki sefalete ve “ucubelik” e gelince, bunun burada yaşayanların değil, mahalle ile tek ilgileri yıkıp yok etmek olan yönetimlerin ayıbı olduğunu düşünüyoruz.
Bir zamanlar, zenginliğiyle ünlü bu semtin (Sepetçiler Kasrı’nın, Sulukuleli sepetçiler tarafindan III. Murat’a hediye olarak yaptırıldığı söylenir), giderek çökmesi, bizzat devlet eliyle gercekleştirilmiştir.
Yakın tarihte, devlet elinin buraya, sadece, evleri, işyerlerini yıkmak, insanların geçim kaynaklarını kurutmak, toplum içinde ayırımcılığa uğrayan bu insanları “esmer vatandaşlar” diye niteleyerek daha da dışlamak için uzandığını hatırlatmak istiyoruz.
Sulukule “ucubesi”, işyerlerinin yerle bir edilmesi, yaşam ekonomisinin yok edilmesi, insanların sokaklarda sürüklenerek hortumlarla dövülmesi, kadınların zührevi hastalıklara sevkedilmesi, müzik aletlerinin sokaklarda parçalanması ve çocukların bu şiddetin ortasında büyümeye mahkum edilmesi sayesinde yaratıldı Sayın Başbakan!
“Sulukule ucubesi”, kendinden menkul bir ucube değildir! Ne bu insanlar “ucube” doğmuştur, ne de mahalle “ucube” olarak tasarlanıp inşa edilmiştir. Mahallenin bu hale gelmesi bizzat yönetimlerin ayıbıdır ve bu “ayıp”lar silsilesine bir yenisi daha eklenmek üzeredir.
Bu ayıbın adı ranttır, bu ayıbın adı koca bir kültürü yok etmektir, bu ayıbın adı sürgündür...
Ve yine hatırlatmak isteriz ki Sayın Başbakan, bir “İstanbul sevdalısı” olarak, Sulukule’den sürmek istediğiniz bu insanlar, şehre “vize” ile girmesi gerektiğini düşündüğünüz insanlar (!) değil, herkesten çok İstanbullu olanlardır. Mahalledeki kökleri bin yıl öncesine dayanır. Memleketleri sorulduğunda, yanıtları, “Istanbul, Sulukeliyim”dir. Yani onların gidecek başka bir köyü, memleketi yoktur. Ellerinden çıkartmak zorunda bırakıldıkları tapuları da, ta Osmanlı’dan kalma tapulardır bir kısmının.
Biz mahalleliyiz, mahalledeyiz Sayın Başbakan. Sulukule’deki yoksul insanların ellerinden, yokluk içindeki evlerinin nasıl alındığını, yeni sahiplerinin kimler olduğunu biliriz. Bunu öğrenmek için, Fatih AKP ilçe örgütü içinde kimlerin niye istifa ettirildiğini araştırmanız; ilçe meclisinde projenin oylandığı oturumun tutanaklarını okumanız; bazı AKP’li üyelerin projeye niye red oyu verdiğini sormanız ve tabii yeni sahiplerin kimler olduğunu soruşturmanız yeterli olacaktır.
Sizden bütün istediğimiz bu Sayın Başbakan!
Ve size gerçekten teşekkür etmek isteriz ;
-Bu projenin bizzat burada halen yaşayan insanlar için yapıldığını, kimsenin göç etmek zorunda kalmayacağını, yenileme sırasında mahalle sakinlerinin geçici olarak bir yere taşınarak, inşaat bittiğinde herkesin yeniden buraya yerleştirileceğini;
-Borçlandırmanın sürgün yeri için değil, kendi arsaları üzerinde inşa edilecek evler için yapılacağını;
-Projenin, mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına göre katılımcı bir süreçle düzenleneceğini;
-Ardından gelecek sosyal ve ekonomik kalkındırma projeleriyle, mahallenin, kendi kültürünü daha da zenginleştirmesine fırsat vererek yaşatılacağını;
-Tarihsel dokunun korunacağını, otopark yapmak uğruna arkeolojik zenginliklerin yok edilmeyeceğini, uluslararası anlaşmalara uyumlu bir proje yapılacağını
Söylediğiniz zaman, size gerçekten gönülden teşekkür edeceğiz...
Kısaca, “Sulukule, Sulukuleliler için yenileniyor”, sizden duymak istediğimiz tek söz bu Sayın Başbakan...
Bizler Sulukule’ye gitmeye, orada olmaya devam edeceğiz ve şimdiye kadar defalarca belirttiğimiz ve kanıtladığımız gibi, sivil toplum kuruluşları olarak, katılımcı bir proje için işbirliğine hazır olduğumuzu bir kez daha duyuruyoruz.
Size yansıtılmayan bu bilgiler ışığında, durumu yeniden gözden geçireceğinize inanıyoruz Sayın Başbakan...
Saygılarımızla
Sulukule Platformu
Önemli ek bilgiler:
Sulukule, Romanların büyük göçten sonra ilk yerleştikleri ve bazılarının tekrar yola koyularak dünyaya dağıldıkları mekandır. Tarihte de adı Sulukule kapısı olarak anılan, beşinci sur kapısından şehre 1054 yılı dolaylarında girdikleri yazılır. Nitekim, dünyanin dört bir yanından Meksika’dan, Amerika’dan, Kanada’dan, Balkan ülkelerinden Romanlar, yaz aylarında bölgeyi ziyarete gelerek, bu kapının etrafında dolaşırlar ve bir gelenek olarak çevre halkına yağ dağıtırlar. Bunu öğrenmek ancak, bölgedeki zengin sözlü tarih kaynaklarına başvurmakla mümkündür.
Bin yılı aşkın bir süredir nesilden nesile aktarılan bu kültürün yok edilmesine izin vermeyiniz.Bu kültürün, Osmanlı döneminde, yok edilmek, sürülmek bir yana, tam aksine korunduğunu, saygın bir konumda olduğunu hatırlatmak isteriz. Fatih Sultan Mehmet, Bizans zamanında Balkanlara göç eden Romanları, zanaatlarını (demircilik, bakırcılık, el sanatları, müzik, sepetçilik vs) icra edip ülkeyi gelistirmeleri için tekrar Istanbul’a davet etmiş ve onları, bugün yok edilmek istenen mahalleye yerleştirmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ise, Osmanlı ordusu yanında savaşlara katılmak anlamına gelen Sancak’ı vermiştir.
Bu mahallenin, kimi dünya çapında, kimi ülke çapında çok saygın sanatçılar yetiştirdiğini bilmeyen yoktur. Müzik alanında Sulukule dünya çapında bir ekol olarak kabul edilmektedir ve dünyada biricik örnektir. Burada, nesilden nesile aktarılan ve Sulukuleli Romanların birarada yaşamaları sayesinde sürekli ve yeniden üretilen bu kültür, yıkılması değil, aksine koruma altına alınması gereken “somut olmayan bir kültür mirası”dır.
Tüm istediğimiz bu mirasın korunması, geliştirilmesine fırsat ve olanak sunularak dünya çapında örnek teşkil edecek şekilde yaşatılmasıdır. Ama içindeki gerçek sahipleriyle birlikte! Onları oralardan sürüp, sokaklara mahkum ederek, sonra da heykellerini dikip, “bir zamanlar burada Romanlar yaşardı” denilecek bir proje değil, “Işte bu kültürü biz böyle koruyoruz, bu insanlarımıza ve kültürlerine gerçekten önem veriyoruz” dedirtecek bir projeyle... Sulukule, gerçek sahipleriyle birlikte zaten yaşayan bir müzedir, tek gereken bu müzenin sakinleriyle birlikte iyileştirilmesi ve kalkındırılmasıdır... Işte o zaman bütün dünyaya örnek bir proje yaratılabilecektir...
Sayın Başbakan, bu cümleleri aynen yerel yönetilere de defalarca tekrarladık...
İlgi ve bilginize...
Sulukule Platformu
16 Mart 2008 Pazar
13 Mart, Basın Bildirisi ve Yıkımlar
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=250095
http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=369876
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=27053
http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=77761&baslik=Sulukule%E2%80%99de%20gergin%20y%C4%B1k%C4%B1m&katid=6
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=14.03.2008&Newsid=166944&Categoryid=1
http://www.birgun.net/bolum-56-haber-60660.html#haber_basi
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=32&cbVideo=3855&cbQuality=1
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&haberID=437608
http://www.ntvmsnbc.com/news/439106.asp
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=504969&Date=13.03.2008&ver=20
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/105565/sulukulede-7-ev-yikildi-romanlar-sokakta
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=350095
http://www.arkitera.com/h25981-sulukulede-yikilacak-evlere-kirmizi-carpi.html
http://www.akistanbul.com/haber.php?haber_id=4434679

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=369876
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=27053
http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=77761&baslik=Sulukule%E2%80%99de%20gergin%20y%C4%B1k%C4%B1m&katid=6
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=14.03.2008&Newsid=166944&Categoryid=1
http://www.birgun.net/bolum-56-haber-60660.html#haber_basi
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=32&cbVideo=3855&cbQuality=1
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&haberID=437608
http://www.ntvmsnbc.com/news/439106.asp
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=504969&Date=13.03.2008&ver=20
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/105565/sulukulede-7-ev-yikildi-romanlar-sokakta
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=350095
http://www.arkitera.com/h25981-sulukulede-yikilacak-evlere-kirmizi-carpi.html
http://www.akistanbul.com/haber.php?haber_id=4434679

11 Mart 2008 Salı
Sulukule'li Çocuklarla
Sulukule'de ders zili de sustu
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=249251
Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisi olan Dilek Turan, okula devam etmeyen ya da hiç başlamamış çocuklara bir evin odasında gönüllü öğretmenlik yapıyor. Kentsel dönüşüm için evleri birer birer tarih olan Sulukule'deki yıkım ruhu çocukları da sardı. Çoğu okulu bırakan bu çocukların eğitimle tek bağı, üniversiteli Dilek ablaları...
YONCA CİNGÖZ (Arşivi)İSTANBUL - "Ya ben okuldayken evimizi yıkarlarsa?" Sulukule'nin yıkıma başlanan mahallelerinde çocuklar şu sıralar bu düşünceyi akıllarından çıkaramıyor. Kimi okulu bırakırken, kimi mahalle arkadaşlarıyla aynı okula düşme derdinde. Sulukule'de artık kentsel dönüşüm zili, okulunkini bastırıyor. Sulukule'de günlerini sokakta çalışarak geçenler bir yana, babalarının eli ekmek tutan, sıcak bir yuvası olan çocuklar bile artık 'okullu olmaya' pek istekli değil. Mahalleye her gün bir yıkık ev silueti daha ekleniyor, bölgedeki bunalım çocukları da etkiliyor. Hatice Sultan Mahallesi'nden 8-12 yaşlarında bir grup çocuk, Sulukule Platformu gönüllüsü 'Dilek abla'larıyla bir evin oturma odasında yaptıkları eğlenceli dersler sayesinde okula yeniden ısınmaya çalışıyor. Dilek Turan, Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi. Semte ilk kez bir dersi için çekim yapmaya uğramış, gide gele gönüllü öğretmenliğe başlamış. Gruptaki çocukların ileri yaşlarına karşın okuma-yazmaları, sayılarla araları pek iyi değil, çoğu en az bir kez sınıfta kalmış.
'Onlar Çingene, biz Roman' Turan, ders verdiklerinin ekonomik durumunun nispeten iyi olduğunu ve okula düzensiz de olsa gittiklerini söylüyor; esas amacıysa okulla hiç tanışmamış olanları gruba katabilmek. Semtte çocukların ilişkilerine yansıyan bir Çingene-Roman ayrımı göze çarpıyor. 'Çingene' olarak anılanlar, genellikle okul görmemiş, daha yoksul kesimin çocukları. Diğerlerince dışlanan bu çocuklar okullu çocuklarla arkadaşlık kuramıyor ve birçoğu bir süre sonra suç zincirinde yerini alıyor. Turan'ın öğrencilerinin çoğu da Çingene olarak anılmak istemiyor: "Okulda da bazıları bu yüzden, sizinle oynamayız diye dışlıyor ama Çingene değiliz biz. Çingeneler şalvar giyer, Adana'da, Urfa'da yaşar." Sınıf mevcudunu evleri gezerek artırdığını söyleyen Turan ise bu ayrıma karşı: "Daha önce hırsızlık, kapkaç yapmış bir öğrencim derse gelmeye başladı. Şimdi sınıfta en aktif, heveslilerden biri. Diğerleriyle de arkadaş oldu." Söz taşınmaya gelince, çocuklar hep bir ağızdan isyana başlıyor. Evlerinden kilometrelerce uzağa, TOKİ'nin Gaziosmanpaşa Taşoluk'taki apartmanlarına taşınan mahallelilere katılmak istemiyorlar: "Orası dağın başı. Kurtlar iniyormuş, çocuklar kaçırılıyormuş, ekmek bile kamyonla geliyormuş." 13 yaşındaki Coşkun henüz 4. sınıfı okuyor, 'olan biteni durdurmak için' mimar olmak istiyor. Sultan bir yıl kalmış, şimdi 3'te ama okulunu seviyor, 'hastalara deva olmak için' doktor olmayı düşlüyor. Remzi, 'son kararları verebilmek için' hâkim olacak, İsmail'in hayali polislik, Aysel'in kuaförlük. Sulukule Platformu Sözcüsü Hacer Foggo, yıkılan Roman mahallerinde yaklaşık 300 çocuğun okulundan olduğunu anlatıyor: "Küçükbakkalköy ve Kâğıthane Yahya Kemal'de 2006'daki yıkımlardan sonra, muhtarlar evleri yıkılan birçok aileye ikametgâh vermedi. Bu yüzden onlarca çocuk okula kayıt yaptıramadı. Aileleri başka mahallelerde ya da boş arazilerde barakalar kurdu, çocuklar okullarından uzaklaştı. Şimdi benzer durum Sulukule'de yaşanacak." Foggo 2008-2009 öğretim yılında Sulukuleli çocukların okuması için Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunuyor: "Kentsel dönüşüm kurbanı bu çocukları izleyip okullara yerleştirsinler." Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Suat Kolukırık'a göre, Sulukuleli çocukları okuldan uzaklaştıran ana unsurlar aşırı yoksulluk, eğitimsiz anne ve babaların çocuklarına okumanın gerekliliğini anlatamaması ve sosyal çevredeki rol modellerin eksikliği...
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=249251
Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisi olan Dilek Turan, okula devam etmeyen ya da hiç başlamamış çocuklara bir evin odasında gönüllü öğretmenlik yapıyor. Kentsel dönüşüm için evleri birer birer tarih olan Sulukule'deki yıkım ruhu çocukları da sardı. Çoğu okulu bırakan bu çocukların eğitimle tek bağı, üniversiteli Dilek ablaları...
YONCA CİNGÖZ (Arşivi)İSTANBUL - "Ya ben okuldayken evimizi yıkarlarsa?" Sulukule'nin yıkıma başlanan mahallelerinde çocuklar şu sıralar bu düşünceyi akıllarından çıkaramıyor. Kimi okulu bırakırken, kimi mahalle arkadaşlarıyla aynı okula düşme derdinde. Sulukule'de artık kentsel dönüşüm zili, okulunkini bastırıyor. Sulukule'de günlerini sokakta çalışarak geçenler bir yana, babalarının eli ekmek tutan, sıcak bir yuvası olan çocuklar bile artık 'okullu olmaya' pek istekli değil. Mahalleye her gün bir yıkık ev silueti daha ekleniyor, bölgedeki bunalım çocukları da etkiliyor. Hatice Sultan Mahallesi'nden 8-12 yaşlarında bir grup çocuk, Sulukule Platformu gönüllüsü 'Dilek abla'larıyla bir evin oturma odasında yaptıkları eğlenceli dersler sayesinde okula yeniden ısınmaya çalışıyor. Dilek Turan, Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi. Semte ilk kez bir dersi için çekim yapmaya uğramış, gide gele gönüllü öğretmenliğe başlamış. Gruptaki çocukların ileri yaşlarına karşın okuma-yazmaları, sayılarla araları pek iyi değil, çoğu en az bir kez sınıfta kalmış.
'Onlar Çingene, biz Roman' Turan, ders verdiklerinin ekonomik durumunun nispeten iyi olduğunu ve okula düzensiz de olsa gittiklerini söylüyor; esas amacıysa okulla hiç tanışmamış olanları gruba katabilmek. Semtte çocukların ilişkilerine yansıyan bir Çingene-Roman ayrımı göze çarpıyor. 'Çingene' olarak anılanlar, genellikle okul görmemiş, daha yoksul kesimin çocukları. Diğerlerince dışlanan bu çocuklar okullu çocuklarla arkadaşlık kuramıyor ve birçoğu bir süre sonra suç zincirinde yerini alıyor. Turan'ın öğrencilerinin çoğu da Çingene olarak anılmak istemiyor: "Okulda da bazıları bu yüzden, sizinle oynamayız diye dışlıyor ama Çingene değiliz biz. Çingeneler şalvar giyer, Adana'da, Urfa'da yaşar." Sınıf mevcudunu evleri gezerek artırdığını söyleyen Turan ise bu ayrıma karşı: "Daha önce hırsızlık, kapkaç yapmış bir öğrencim derse gelmeye başladı. Şimdi sınıfta en aktif, heveslilerden biri. Diğerleriyle de arkadaş oldu." Söz taşınmaya gelince, çocuklar hep bir ağızdan isyana başlıyor. Evlerinden kilometrelerce uzağa, TOKİ'nin Gaziosmanpaşa Taşoluk'taki apartmanlarına taşınan mahallelilere katılmak istemiyorlar: "Orası dağın başı. Kurtlar iniyormuş, çocuklar kaçırılıyormuş, ekmek bile kamyonla geliyormuş." 13 yaşındaki Coşkun henüz 4. sınıfı okuyor, 'olan biteni durdurmak için' mimar olmak istiyor. Sultan bir yıl kalmış, şimdi 3'te ama okulunu seviyor, 'hastalara deva olmak için' doktor olmayı düşlüyor. Remzi, 'son kararları verebilmek için' hâkim olacak, İsmail'in hayali polislik, Aysel'in kuaförlük. Sulukule Platformu Sözcüsü Hacer Foggo, yıkılan Roman mahallerinde yaklaşık 300 çocuğun okulundan olduğunu anlatıyor: "Küçükbakkalköy ve Kâğıthane Yahya Kemal'de 2006'daki yıkımlardan sonra, muhtarlar evleri yıkılan birçok aileye ikametgâh vermedi. Bu yüzden onlarca çocuk okula kayıt yaptıramadı. Aileleri başka mahallelerde ya da boş arazilerde barakalar kurdu, çocuklar okullarından uzaklaştı. Şimdi benzer durum Sulukule'de yaşanacak." Foggo 2008-2009 öğretim yılında Sulukuleli çocukların okuması için Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunuyor: "Kentsel dönüşüm kurbanı bu çocukları izleyip okullara yerleştirsinler." Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Suat Kolukırık'a göre, Sulukuleli çocukları okuldan uzaklaştıran ana unsurlar aşırı yoksulluk, eğitimsiz anne ve babaların çocuklarına okumanın gerekliliğini anlatamaması ve sosyal çevredeki rol modellerin eksikliği...
7 Mart 2008 Cuma
7 Mart, bugün evleri kırmızı renkle işaretlediler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)













