18 Ekim 2009 Pazar

AB İlerleme Raporu'nda ve BM AGFE Raporu'nda Sulukule



fotoğraflar Najla Osseiran

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=959272&Date=15.10.2009&CategoryID=98

http://taraf.com.tr/haber/42300.htm

AB'nin son açıklanan İlerleme Raporu’na göre, dünyada Çingeneler için yaşanacak en kötü yerlerden biri Türkiye.

http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=19&ArticleID=1150706&Date=15.10.2009&b=Turkiye

Sulukule’de olup bitenler, uluslararası raporlara konu oluyor. Son olarak, Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda Sulukule’deki yıkımlar eleştirildi.
ROMANLARIN Sulukule’den çıkarılması, üç uluslararası raporla ağır biçimde eleştirildi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg’in Türkiye Azınlıklar Raporu, BM-Habitat Zorla Tahliyeler Danışmanlar Kurulu (AGFE) raporu ve AB İlerleme Raporu’nda Sulukule projesiyle ilgili sert eleştiriler yer aldı. Raporlarda, Romanların konut, istihdam, sağlık hizmeti, sosyal yardım ve medeni haklardan etkin şekilde istifade edememeleriyle, polis ve devlet dışı şiddetten duyulan endişeler dile getirildi.

http://www.guncel-haber.com/4990348/haber_sulukule_ab_raporuna_girdi/

AGFE'nin İstanbul raporu Birleşmiş Milletler Habitat Zorla Tahliyeler Danışmanlar Kurulu Başkanı Yves Cabannes, kentte gerçekleştirilecek her büyük çaplı proje ve yatırımın tahliye ve yıkım etki değerlendirmesinin yapılması gerektiğini söyledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=87478

Birleşmiş Milletler (BM)-HABITAT Genel Başkanlığı’na bağlı, “Zorla Tahliyeler konusunda Danışmanlar Kurulu" (AGFE), Türkiye’de barınma hakkını koruma altına alacak uygun çözümler bulunana kadar, zorla tahliyelerin ve yıkımların durdurulması istedi.

http://www.mimarizm.com/Diger/YaziciyaGonder.aspx?Type=Haber&ID=49767

http://www.yapi.com.tr/Haberler/agfe-turkiye-habitat-gundemine-uymuyor_73337.html

http://www.arkitera.com/h46099-agfenin-istanbul-raporu.html

Yoksulların mülkleri nasıl ellerinden alınıyor? Sulukule örneği

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=958858&Date=18.10.2009&CategoryID=42

HER ŞEY KİTABINA UYGUN

Hilal Küey

Hayır, hayır, Fatih ilçesi Neslişah ve Hatice Sultan (Sulukule) mahallelerinin 5366 sayılı yasa kapsamında yenileme alanı ilan edilmesindeki yanlışlardan, diğer yasalarla çelişkilerinden, kamulaştırma kavramının ruhu ile bu yasanın nasıl da çeliştiğinden söz etmeyeceğim. (Yasanın tam adı, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun. R.G. 05.07.2005)
Sulukule’nin 19.10.2006 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile acele kamulaştırmasına karar verilmesinden, 2009 yılı itibarıyla hâlâ idare adına tescil kararları olmadığına göre, niçin acele kamulaştırma diye de sormayacağım.
İstanbul 1 nolu Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12.07.1995 tarihli kararı ile Kentsel ve Tarihi Sit ilan edilen bölgede, Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2.11.2007 tarihli kararı ile onaylanan avan projedeki, tescilli bina sayısı eksikliklerinden de bahsetmeyeceğim.
Yine avan projenin Roman kültürünü korumadığı konusuna hiç ama hiç değinmeyeceğim. Sağır sultan bile duydu. UNESCO’nun konu ile ilgili raporları bir yana, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği’nin 01.10.2009 tarihli raporunun Sulukule ile ilgili bölümlerine bakmak yeterli olacaktır. (Sayfa 4, paragraf 6; sayfa 28, bölüm VI. Madde 133 146)
Somut davalardan söz edeceğim sizlere, yasaların insana nasıl değdiğinden. 4650 sayılı yasa ile değişik Kamulaştırma Kanunu’na göre, kamulaştırılmasına karar verilen alandaki taşınmaz malikleri ile öncelikle, anlaşma yoluna gidilmesi (satın alma usulü; 8.madde), anlaşma sağlanamayanlara karşı ise acele el koyma, tespit ve tescil davalarının açılması gerekiyor.

Tapudaki mal sahibi
Sulukule’de 8. madde anlaşmaları, acele kamulaştırma kararının uygulanacağı baskısı ile sağlandı. Ekonomik yönden güçsüz olan bölge halkı, tapuların çoğunun da hisseli olması karşısında, ya belediyenin verdiği düşük kamulaştırma bedellerini kabul etmek ya da arsa spekülatörlerine biraz daha yükseğine satmak ikilemi ile karşı karşıya kaldılar.
Bu ikilemi kabul etmeyen az sayıda mahalleliyi ise başka bir sürpriz bekliyordu: 40 -50 yıl önce ölen nineleri -dedeleri aleyhlerine alınmış el koyma kararları. Bu el koyma kararından bir biçimde haberdar olanlar şanslıydılar! Zira haber üzerine Fatih Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurup veraset ilamı çıkarabilecekler, bazıları Osmanlıca olan eski tapularda soyadı bulunmadığından, soyadsız alınmış olan el koyma kararı ve bankaya yatırılan bedelin, kendi dedesine ait olduğunu açacakları yenileme davalarında ispat edebilmenin yollarını arayacaklardı.
Örneğin tapudaki mal sahibinin kimlik açıklama bilgileri şu şekilde olabilmektedir: Filibe eşrafından Veli oğlu Ali. İşte bu Ali’nin evde oturan Ayşe’nin miras bırakanı olduğunun ispatı gerekmektedir. Takdir edersiniz ki süreç gerekir.
Peki bu zaman zarfında ne olur? Kamulaştırma bedeli bankaya yatırılıp el koyma kararı ile de yıkıma geçilen evin mirasçısı, henüz hiçbir bedel almaksızın sokaktadır. Bilirsiniz, Anayasa 35 mülkiyet hakkını korur. AİHS 1.Ek protokol de öyle.
Mirasçı sıfatı ile mülk sahibinin, İdarenin Kamulaştırma Kanunu 10. maddeye göre açacağı davadan da bihaber olacağını söylemek kehanet değildir artık. Davadan haberdar olmayınca, kanunun kendisine tanıdığı kamulaştırmaya itiraz, bedele itiraz gibi haklarını ise zaten kullanamamış olmaktadır. (Hani mülkiyet ancak kanunla sınırlanırdı? Sınırı da Kamulaştırma Kanunu idi? İdarenin kararlarının haksız olduğunu düşünürse vatandaş, yargıya gidebilirdi? Bedeli verilmeden kimsenin malına el konamazdı?)
İstanbul Fatih İlçesi 1. grup 2. no’lu Yenileme Alanları Proje ve Uygulamaları’na ilişkin protokolün 14.maddesi “... anlaşma sağlanamayanların kesinleştirilmesinden sonra kamulaştırma çalışmaları 6 ayda tamamlanacaktır” hükmünü taşıyor ama ne gam!
Tapudaki soyadsız müteveffa malikler adına, el koyma kararları alınmış ve çoktan yıkıma geçilmiştir. Üstelik henüz uygulama projesi yokken! Evet, yanlış duymadınız sadece avan proje ile henüz uygulama projesi mevcut değilken tüm mahalle nerede ise tamamen yıkıldı. Aslında bu bir kamulaştırmasız el koyma halidir.
Kaldı ki, avan proje dahi henüz kesinleşmiştir. Avan projeyi onayan karara karşı iptal davası açılmış olup, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nden keşif günü beklenmektedir. Müteveffalar adına el koyma kararı alınan parsellerin bazı mirasçıları, söz konusu iptal davasında taraftırlar. Bu durumda belediyenin en azından bu mirasçılardan habersiz olduğu söylenemez.
Yazının başlığına dönersek Sulukule kamulaştırmaları evrak üzerinde yasal gözüküyor. Peki ya vicdanlarda? Hukuk vicdanını arayıp bulmalıdır.

HİLAL KÜEY Avukat

15 Ekim 2009 Perşembe

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserinin Türkiye raporunda Sulukule'ye geniş yer verildi





fotoğraflar Sandro Weltin

2 Ekim 2009 tarihinde yayınlanan raporu şu adreste okuyabilirsiniz :

https://wcd.coe.int/ViewDoc.jsp?id=1511197&Site=CommDH&BackColorInternet=FEC65B&BackColorIntranet=FEC65B&BackColorLogged=FFC679


http://yenisafak.com.tr/Dunya/Default.aspx?t=02.10.2009&i=214266

http://bianet.org/bianet/siyaset/117392-romanlari-koruyamiyorsaniz-kentsel-donusumu-durdurun

http://samanyolu.com/haber/53322/insan-haklari-komiseri-hammarberg-turkiyede-azinlik-ve-multeci-raporunu-acikladi/

http://www.yapi.com.tr/Haberler/avrupa-konseyi-romanlar-marjinallestiriliyor_72911.html

18 Ağustos 2009 Salı

Sulukule Atölyesi'nin hazırladığı Alternatif Proje mahallede tartışıldı




Proje mahallede düzenlenen bir toplantıda konuşuldu. Projenin muhtemel sonuçları üzerine tatışıldı. Her türlü ihtiyaç için çözüm içeren proje olumlu tepkiler aldı.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

UNESCO Dünya Miras Merkezi Direktörü Türk hükümetinden Sulukule Atölyesi’nin hazırladığı alternatif projeyi dikkate almasını istedi

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12229946

http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&ArticleID=1125770&Date=07.08.2009&b=Sulukuleyi%20kurtarma%20projesi%20UNESCOyu%20sevindirdi&ver=09

UNESCO Dünya Miras Merkezi Direktörü Bandarin, Dünya Miras Sözleşmesi’ne uygun davranmasını beklediği Türk hükümetinden Sulukule Atölyesi’nin hazırladığı alternatif projeyi dikkate almasını istedi.

7 Ağustos 2009 Cuma

Gogol Bordello'dan Sulukule Şarkısı

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=949773&Date=15.08.2009&CategoryID=79

http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=75486
http://www.tarafsizhaber.com/haber-Sulukule-d252nya-sahnesinde-260952/
http://www.ihlassondakika.com/detail.asp?id=195002

http://www.youtube.com/watch?v=pO7cwm98vB8
http://www.youtube.com/watch?v=MLRq3slUioY

SULUKULE (EDUCATE THY NEIGHBOR!)

STRETS OF SULUKULE
ARE DOWN DOWN DOWN
URBAN PROGRESS BULLIES
TRY TO STEAL ITS CROWN
TILL FIRST NOTE A-RIPPLES
AND STREET BEATS ERRUPTS
NOW YOU SEE WHO'S HEART AND SOUL
IS BANKRUPT
NOT THESE SMILES NOT THESE EYES
TIRED OF TRUTH THEY'RE TIRED OF LIES
DO YOU BELIEVE BY THE SWORD ALL DIE
WHEN MAHALADOS ARE JUST TRYING TO GET BY
EDUCATE THY NEIGHBOOR (AH AH HA)
EDUCATE MY FRIEND THY NEIGHBOOR EY
EDUCATE THY NEIGHBOOR (AH AH AH)
EDUCATE MY FRIEND THEY NEIGHBOOR EI EI EI
EDUCATE THY NEIGHBOR
BOUT THE URBAN PLOT
TO PAVE OVER CULTURE
FOR NEW PARKING LOT
EDUCATE THY NEIGHBOOR
BOUT ATTROCITY
THEY BULDOZE AS IF YOU CAN BUY
THOUSAND YEARS OF HISTORY
NOT THESE SMILES NOT THESE EYES
TIRED OF TRUTH THEY'RE TIRED OF LIES
DO YOU BELIEVE BY THE SWORD ALL DIE
WHEN FAVELADOS ARE JUST TRYING TO GET BY
EDUCATE THY NEIGHBOOR (AH AH HA)
EDUCATE MY FRIEND THY NEIGHBOOR EY
EDUCATE THY NEIGHBOOR (AH AH AH)
EDUCATE MY FRIEND THEY NEIGHBOOR EI EI EI

Sulukule sokakları
Yerle bir, yerle bir, yerle bir
Kentsel dönüşüm kabadayıları
Çalıyor Sulukule’nin tacını
Çıkarken daha ilk nota
Başlıyor sokağın ritmi
İşte o zaman çıkıyor ortaya
İflas eden kimin ruhu, kimin kalbi
Ne bu tebessüm, ne de bu gözler
Gerçek yorgunu, yalan yorgunu
İnanıyor musun, emir kesebilir mi demiri
Mahalleli taştan çıkarırken ekmeğini
Uyandır komşunu
Uyandır dostum komşunu
Uyandır komşunu
Uyandır dostum komşunu
Uyandır komşunu
Kentsel dönüşüm tuzağına
Yeni bir otopark adına
Kültürün üstüne dökülen asfalta
Uyandır komşunu
Uyandır katliama
Üstümüzden geçiriyorlar buldozerleri
Satın alabilirlermiş gibi binlerce yıllık tarihi
Ne bu tebessüm, ne de bu gözler
Gerçek yorgunu, yalan yorgunu
İnanıyor musun, emir kesebilir mi demiri
Favelalar taştan çıkarırken ekmeğini
İster bir kadeh Porto şarabı eşliğinde
İster fokurdatırken bir nargile
Uyandır dostum komşunu
İzah et ona, nedir hadise
İster poker çevirirken
İster sevişme ertesinde sigara içerken
Ağızdan çıkan sözün uyandırıcılığı
Sollar TV’yi ve dahi internet olayını
Benim nabzım Barrios atar
Benim nabzım Soweto atar
Benim nabzım Sulukule atar
Benim nabzım getto atar
Aklın kesiyor mu, emir keser mi demiri
Favelalar taştan çıkarırken ekmeğini
Uyandır komşunu
Uyandır dostum komşunu
Uyandır komşunu
Uyandır dostum komşunu

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Son haberler

Geçen hafta perşembe günü Gülsüm Abla'nın evine yıkıma gelmeleri hepimizi çok korkuttu. Gülsüm Abla'nın direnmesi sayesinde yıkım engellendi. Çarşamba günü
bu konuda bir basın toplantısı düzenlendi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12167646.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1

TOKİ, alternatif bir proje hazırlamış olan STOP (Sınır Tanımayan Plancılar) ve Sulukule Platformu ile görüşerek, mahallelinin geri dönüşünü ve mahallede kalmasını sağlayabilecek bir proje ile ilgilenebileceğini bildirdi.

Gönüllü akademisyen, üniversite öğrencileri, mimarlar ve platform gönüllülerinin katılımı ile oluşturulan Sulukule Atölyesi alternatif bir yaklaşım ve proje geliştirmek üzere çalışmalarına başladı.

http://www.birgun.net/city_index.php?news_code=1249643598&year=2009&month=08&day=07

http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=sulukule-for-its-own-people-2009-07-30

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=947365&Date=30.07.2009&CategoryID=77

Mahallede çocuklarla birlikte yapılan çalışmalar çeşitlenerek artıyor.Okuma yazma dersleri, uçurtma üretim fabrikası, video atölyesi, mahalle dışına geziler bunlardan bazıları.






30 Haziran 2009 Salı

Salı günü : Çocuklarla karikatür, Bostan'da düğün hazırlıkları





Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Sayın Thomas Hammarberg pazar günü mahalleyi ziyaret etti

http://www.coe.int/t/commissioner/News/2009/090703VisitTurkey_en.asp

Mr. Hammarberg ve ekibi, yıkımlar sonucu mağdur durumda olan mahallelileri, Sulukule Roman Kültürü'nü Geliştirme ve Dayanışma Derneği yetkililerini ve Sulukule Platformu gönüllülerini dinlediler.




25 Haziran 2009 Perşembe

2009 Unesco Raporu'nda Sulukule ve 5366 sayılı kanunun Dünya Mirası'nın korunmasına tehdit oluşturması

................................................................................
No significant modification appears to have been made to urban renewal projects proposed within the framework of Law 5366 for the “Preservation by Renovation and Utilization by Revitalizing of Deteriorated Immovable Historical and Cultural Properties” and they have not been revised to constitute conservation plans appropriate for a World Heritage property.
The implementation in practice of Law 5366 therefore remains a significant potential threat to the integrity of the World Heritage core areas.
This is relevant not just for individual monuments but also for areas such as Sulukule, part of the property located near the Theodosian Walls where
the mission considered that there had been unacceptable loss of tangible and intangible attributes through the destruction of listed buildings and the dispersal of communities through a programme of gentrification by local authorities. This was referred to as a social project in the State Party report, but the mission considered that economic factors had been a dominant factor in the relocation of inhabitants.
Fatih Municipality has now submitted a development plan for the area within the framework of Law 5366. It was not possible for the mission to examine the detailed proposals, as they have been submitted for evaluation to the Protection Council, but an outline elevation shown to the mission appeared to involve the demolition of houses located on the Sea Walls and the construction of an imperial staircase in front of the walls framing the former palace of the Bulgarian exarch. This is a development rather than a conservation project and not the assistance to individual owners as recommended by previous missions.
.............................................................................
Many of the benchmarks agreed by representatives of the Turkish authorities during the 2006 mission and endorsed by the Committee at its 30th session were not met within the specified timeframe or have yet to be completed, and the same is true of many benchmarks recommended by the 2008 mission and endorsed by the Committee at its 32nd session. Progress in meeting such benchmarks is urgently needed.
Of the new financial and legal provisions recently put in place, of particularly concern are projects designed and implemented within the framework of Law 5366 for the “Preservation by Renovation and Utilization by Revitalizing of Deteriorated Immovable Historical and Cultural Properties” could result in a serious loss in authenticity, and that the wholesale demolitions of houses of the Roma minority in Sulukule (in the Theodosian Land Walls core area) indicate how potentially destructive such projects can be.

http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1110065&Date=24.06.2009&b=Istanbul%20Dunya%20Kultur%20Mirasi%20listesinden%20cikabilir&KategoriID=24&ver=46

Unesco Dünya Kültür Mirası Komitesi’nin önünde, İstanbul’daki uygulamaları yerden yere vuran bir rapor var.Raporda özellikle Sulukule, Four Seasons inşaatı, Haliç’teki metro inşaatı eleştiriliyor

İspanya’nın Sevilla kentinde halen devam eden UNESCO Dünya Kültür Mirası Komitesi’nin genel toplantısında görüşülen Dünya Kültür Mirası taslak raporunda; Sulukule, Osmanlı döneminden kalma ahşap binaların korunması, Sultanahmet’teki Four Seasons Oteli’ndeki ek inşaat, Haliç’teki metro köprüsü inşaatı ve İstanbul’un trafik mastır planı gibi uygulamaların İstanbul’un kültür mirasını tehdit ettiği değerlendirmesine yer verilerek, bu uygulamalardan dolayı Hükümet’e ağır eleştiriler yöneltildi.
2009 yılı Nisan ayında İstanbul’a gelerek incelemelerde bulunan UNESCO heyetinin gözlemlerine yer verilen raporun, 30 Haziran’a kadar sürecek olan toplantının sonunda kabul edilmesi durumunda İstanbul’un UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinden çıkarılması riski ortaya çıkacak. Sulukule Platformu sözcülerinden Viki Çiprut’a göre ise en iyimser senaryoyla heyet, gerekli düzenlemeleri yapması için Hükümet’e bir yıl daha ek süre verebilir.

‘UNESCO dikkate alınmadı’
Özellikle Sulukule ile ilgili olarak “tescilli binaların yıkılmasının yanı sıra yerel yöneticiler tarafından uygulanan soylulaştırma programı sonucu yerel toplulukların dağıtıldığı ve bölgenin somut ve somut olmayan değerlerinin kabul edilemez bir şekilde yok edildiği” tespitinde bulunan UNESCO heyeti, önceki yıllarda incelemelerde bulunan UNESCO heyetlerinin Hükümet’e sundukları inceleme raporlarının da dikkate alınmadığını belirtiyor.
Heyet raporunda özellikle, tarihi alanların yenilenmesi konusunda çıkarılan 5366 Sayılı Yasa’nın, koruma değil aksine yıkımlara ve tarihi değerlerin yok edilmesine yol açtığı açıkça belirtiliyor ve daha önceki raporlarda olduğu gibi bu yasanın değiştirilmesi tavsiye ediliyor.
UNESCO’nun taslak raporunda İstanbul’un kültürel mirasını tehdit eden uygulamaların her birine ayrı bir başlık açılarak yer verildi.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=942036&Date=24.06.2009&CategoryID=77

http://www.ntvmsnbc.com/id/24978128/

http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/06/24/unescodan.istanbula.agir.elestiri/532183.0/index.html

Istanbul heritage at risk, says report
Istanbul, 25/06/2009 - A report prepared by inspectors from UNESCO that is being debated currently by the body's world cultural heritage committee states the
government's policies are putting Istanbul's rich heritage at risk and the city is in danger of being removed from the list of heritage sites. A report has been submitted to UNESCO's world cultural heritage committee that puts Istanbul in a very bad light when it comes to preserving its heritage and threatens the city's status as a world heritage site.
The report especially criticized the gentrification project in the ancient Roma neighborhood of Sulukule and the constructions of the Four Seasons Hotel and the metro near the Golden Horn. The Turkish government was heavily criticized at the ongoing general meeting of the world cultural heritage committee of UNESCO in Seville, Spain. During discussions for a draft for the World Cultural Heritage report it was mentioned that Sulukule, the lack of efforts to preserve wooden buildings from the Ottoman era, the construction of an additional area for the Four Seasons Hotel in Sultanahmet, the metro bridge construction near the Golden Horn and the traffic master plan for Istanbul are threatening the cultural heritage of the city. It is also stated that inspection reports presented to the government have been disregarded.
Read more on http://www.hurriyet.com.tr/english/domestic/11936728.asp

21 Haziran 2009 Pazar

Sulukule’de Kentsel Dönüşüme Yakalanan Hayatlar…

Arkasında hiçbir kamu yararı bulunmayan bir rant projesi uğruna iyi kötü barındıkları evlerinden, memleketlerinden atılan yoksul Romanlar dört bir tarafa dağıldı. Pınar'ın foto-röportajı, Ozan'ın yazısıyla...

Surdibi’nin tarihi Roman mahallesi Sulukule geçtiğimiz Mayıs ayı ortasında yaşanan yıkımla ömrünün sonuna geldi. Her yaz sokaklarında düğün ve sünnet alaylarının 9/8’lik ritimlerle geçit yaptığı mahallenin yerinde, koskoca bir enkaz yığını yükseliyor. Yıkıntılar üzerinde hurda toplayıcıları hummalı bir faaliyet içinde; bu evlerde tüketilmiş hayatların demirini kapısından çerçevesinden, bakırını kablosundan ayırıyor. İnsanlardan, kültürden ve tarihten para eden ne kalmışsa, bir bir kamyonların üzerine istifleniyor.

Kentsel dönüşüm neredeyse herkesin birbiriyle akraba olduğu bu mahallede genç, yaşlı, kadın, erkek, kiracı, ev sahibi bütün insanların hayatını etkiledi. Burada herkes bir şeyini kaybetti; kimisi evini, kimisi işini, kimisi çocukluğunu, kimisi ömrünün en güzel yıllarını… Yine de bu hoyratlık mahallenin zenginlerine başka, yoksullarına başka türlü değdi. Yeryüzünden silinen tarihi semt ile birlikte, yaşlıları, yalnızları ve muhtaçları esirgeyen, koruyan mahalle dokusu da yok oldu gitti; insanlar birbirini kaybetti....

http://bianet.org/bianet/siyaset/115273-sulukule-de-kentsel-donusume-yakalanan-hayatlar?from=bulten

12 Haziran 2009 Cuma

Bilgi Üniversitesi'nde BM Zorla Tahliyeler Komisyonu Forum Toplantısı





Toplantının açılış konuşmasını Cihan U. Baysal yaptı. Konuşma metni şöyleydi :

Değerli Konuklar, Sevgili Dostlar, Sevgili Arkadaşlarım,
HOŞGELDİNİZ.

- ZORLA TAHLİYELER ve EV BOŞALTTIRMALAR üzerine BM HABITAT’a raporlar yazan Danışma Kurulu AGFE’den Prof Yves Cabannes ve Prof. Arif Hasan buradalar.
3 günlük yorucu bir maratondan sonra AGFE’nin İstanbul raporu şekillendi. Bu raporun altında yerel danışman sıfatı ile benim de imzam olacak ancak bu raporda onlarca arkadaşımızın emeği var, katkıları olmasa bu rapor ortaya çıkamazdı, teşekkür ederiz.
AGFE’nin yerel danışmanlar kadrosuna seçilmiş olmaktan onur duyuyorum.
Ancak gönül isterdi ki ne ben bu göreve geleyim ne de ülkem bu listede yer alsın.Çünkü benim bu kadroda yer almam demek Türkiye’deki zorla tahliyelerin tehdit edici bir boyuta vardığının göstergesi demek oluyor ki bu gerçekten kaygı verici.
Türkiye BM Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi’ne taraftır.Bu sozleşmenin 11.Maddesi gelmiş geçmiş tüm sözleşmeler içinde Barınma Hakkını-mülkiyetten bağımsız olarak,barınma hakkını –en iyi tanımlayan maddedir.Zamanla ve çağın gereksinimleri doğrultusunda bu madde 2 genel yorum ile güçlendirilmiştir.
Bu Sözleşme’nin 11.Maddesine atfen yazılan,7 nolu Genel Yorum zorla tahliye/ev boşalttırmalar üzerinedir. Burada zorla tahliyeden şu anlaşılmalıdır:
kişilerin, ailelerin ve/veya toplulukların kendi iradeleri olmaksızın oturdukları evden ve/veya topraktan geçici ya da daimi olarak ve uygun hukuki veya diğer koruma biçimleri sağlanmaksızın ve bu biçimlere erişim olmaksızın çıkarılmaları.
Gezdiğimiz bazı mahallelerde gördük ki Türkiye bunu ihlal etmektedir.

4 no’lu genel yorum ise, ‘yaşamaya elverişli konut hakkı’ tanımıyla çağın gereklerine göre 11. maddeyi yorumlar. Burada söz konusu olan, dört duvar ve bir çatıdan oluşan barınak değil, kişinin insan onuruna yakışan şekilde( BURADA ANAHTAR SÖZ İNSAN ONURUDUR!)ve güvencede yaşayabileceği, ekonomik olarak da erişebileceği bir sosyal haktır. Yorum, ‘yeterlilik’ kıstasını yedi alt başlıkta toplar: Kullanım hakkının yasal güvenliği/hizmet, malzeme ve altyapının niteliği/ekonomik olarak karşılanabilirlik
/oturulabilirlik/erişilebilirlik/iskân yeri ve kültürel yeterlilik.
Gördük ki Türkiye burada da sınıfta kalmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm sonucu bulundukları mahallelerden tahliye edilerek TOKİ Bloklarına mahkum edilen mahalleler-ki çok net bir şekilde Sulukule/Taşoluk ve Ayazma-Tepeüstü/Bezirganbahçe örneklerinde gördüğümüz üzere-bir mağduriyetler silsilesi ile baş etmek zorunda bırakılmışlardır. Burada en görünür olan elbette ki ekonomik mağduriyetlerdir, borçlandırılarak aldıkları konutlarını ödemekte zorlanan yüzlerce aile, borçlarını ödemek için konutlarını satıp kentin çeperlerine doğru göç etmekte ve kentsel dönüşüm projeleri sonuçta kentsel sürgün projelerine dönüşmektedir. Ekonomik mağduriyetler görünürdür öte yandan içten içe sosyal ve kültürel mağduriyetler de kanamaktadır, sosyal ağlar,komşuluk ilişkileri ve dayanışma bozulmakta,bir apartman yaşamı/medeniyet diktesi ile kültürel haklar darmadağın olmaktadır.

Harvey’in bir alıntısından alıntılayarak,anlamını bozmadan ama cümleyi biraz da kendimce/kadınca tercüme ederek şöyle ifade etmek istiyorum:

Kentleri biz inşa ederiz, sonra kentler bizi dönüştürür ve sonuçta nasıl insanlar olduğumuzu inşa ettiğimiz kentler tayin eder, der Harvey.
Bugün inşa ededurduğumuz beton blokların arasındaki mağduriyet ve ihlal çığlıklarını duyamıyorsak, göremiyorsak,
Bugün yıkıntılar ve molozlar arsında sokaklara terk ettiğimiz aileleri, yaşlı ve hastaları ve elbette çocukları bilmiyorsak, bilemiyorsak önce kendimize bakıp ne tür insanlara dönüşmekte olduğumuzu sorgulamamız gerek.
Biz nasıl bir kent istiyoruz ki öyle insanlar olalım?
Biz kentin sahipleri mi olmak istiyoruz
Yoksa kent mi bizim sahibimiz
Biz onun robotlarıyız?

İstanbul raporu galiba bunu irdelemek üzere yola çıkıyor..
İstanbul’u mahallelerine geri vermek boynumun borcu demek üzere yola çıkıyor…
Cihan Uzunçarşılı Baysal


Prof Yves Cabannes OECD ülkeleri arasındaki karşılaştırmalar hakkında grafikler sundu. Grafiklerde OECD ülkeleri arasında kentleşmedeki artış sıralamasında Türkiye birinci sırada bulunuyor. Eşitsizliğin en fazla olduğu ülke gene Türkiye, gelişme sıralamasında ise Türkiye orta sıralarda yer alıyor. Prof Arif Hasan İstanbul'daki mevcut uygulamalar sonucunda şehrin çeperlerine itilen, sürekli yer değiştirmek zorunda bırakılan yoksul evsiz bir kent nüfusu yaratılacağını söyledi. Bu hataların daha önce başka ülkelerde de yapıldığını, Fransa'da, İngiltere'de ve İskandinav ülkelerinde buradaki benzer uygulamaların sebep olduğu olumsuz sonuçları düzeltmek için şimdi toplu konutların yıkılarak yerlerine daha az katlı konutların yapıldığını, yerel ve yerinde gelişimin sağlanmaya çalışıldığını söyledi. Kanunların hiçbir zaman yeterli olmadığını, asıl önemli olanın ilgilenilen topluluğa saygı ve sevgiyle yaklaşılıp yaklaşılmadığı olduğunu vurguladı. Çin'de yapılan bazı başarılı uygulamalardan bahsetti. Bu şekilde devam ederse İstanbul'un Joannesburg ve Prof. Hasan'ın kenti Karachi gibi, birbirleri ile çatışmalı parçalara bölünmüş bir kente dönüşeceğini söyledi. Mahallelerden katılan dinleyiciler kanundaki "Acele Kamulaştırma" yetkisinin kendilerine tehdit olarak uygulandığını, bu yetki ile zorla evlerinden ayrılmaya zorlandıklarını bildirdiler. Acele Kamulaştırma tehditi ile evlerinden ayrıldıkları zaman oradan gönüllü ayrılınmış gibi gözükse de bunun da bir "zorla tahliye" olduğu belirttiler. Acele Kamulaştırma ile hakları gözetilenlerin Kamu değil güçlü sermaye sahiplerinin yararı olduğu, İstinye Parka ulaşım için yol açılması, Kulelerin yapımı gibi sebeplerle binlerce kişinin barınma hakkının tehdit altında bırakıldığı söylendi. Fatih Belediyesi yetkililerinin Sulukule Projesi hakkında yaptığı açıklamalara gösterilen tepkilerle toplantı devam etti. Kiracılara Kayabaşı, Taşoluk gibi yerlerde tanınan ev edinme hakkının da kiracılara yerlerinde kalma hakkı tanınmamış olması sebebiyle "Ayrımcılık" olduğu, orta vadede bu kişilerin maddi zorluklar yaşayarak barınaksız kalma riski ile baş başa bırakıldığı söylendi. Prof Hasan, " Ev sahibi, resmi kiracı ve belgesiz kiracılar bir araya gelerek Ortak Projeler yapmalılar, Toprak Ortak Hak'tır. Kiracılar korunmalı, yoksul kiracılar desteklenmeli, tahliyeye karşı mücadele verenler suçlu gibi gösterilmemelidir. İnsanların toplu konutlara taşınması, onların yerine maddi durumu iyi başka insanların gelmelerinde hiçbir kamu yararı yoktur. Rant Odaklı yaklaşım ile Halk Dostu Kent Hakları temelli yaklaşım arasında fark var" dedi.

Funda Oral

fotoğraflar : Najla Osseiran

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11849489.asp?gid=233

http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&ArticleID=1105658&Date=12.06.2009&b=Zorla%20tahliye%20kutuplasma%20yaratir&ver=78

9 Haziran 2009 Salı

Birleşmiş Milletler HABITAT ‘ın, Zorla Tahliyeler konusundaki Danışma Grubu AGFE’nin (Advisary Group on Forced Evictions) mahalleyi ziyaret etti

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=943591&Date=06.07.2009&CategoryID=41

Birleşmiş Milletler HABITAT ‘ın, Zorla Tahliyeler konusundaki Danışma Grubu AGFE’nin (Advisary Group on Forced Evictions) Sulukule'yi ziyaret ederek yıkım mağduru mahalleliler, platform yetkilileri ve mahalle liderlerinden bilgi aldılar. Mahalle ziyaretinin ardından Fatih Belediyesi ile görüşmeye gittiler.







29 Mayıs 2009 Cuma

Fransa'da Lille'de Sulukule - Çalınan Yer- Sergisi açıldı





Bu hafta mahallede yıkım devam etti

Çarşamba ve Perşembe günleri mahallede polis eşliğinde yıkımlar devam etti.

Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ndeki Helsinki Komisyonu, İstanbul Sulukule'deki yıkımı kınadı.

http://www.ntvmsnbc.com/id/24968316/

http://csce.gov/index.cfm?FuseAction=ContentRecords.ViewDetail&ContentRecord_id=753&ContentRecordType=P&ContentType=P&CFID=11428141&CFTOKEN=58672235

WASHINGTON - Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ndeki Helsinki Komisyonu'nun eşbaşkanı Senatör Ben Cardin, Sulukule'nin buldozerlerle yıkılmasının, Romanlara saygısızlık olduğunu ve İstanbul'un tarihinin bir bölümünü sildiğini söyledi.

Amerikan Kongresi'ndeki Helsinki Komisyonu'nun eşbaşkanları Senatör Ben Cardin ve milletvekili Alcee Hastings, Sulukule'nin buldozerlerle yıkılması üzerine yazılı açıklamalar yayınladı.

İki eşbaşkan, Sulukule'nin 1054 yılından bu yana İstanbul'daki Romanlar için ev niteliğini taşıdığını kaydetti.

U.S. HELSINKI COMMISSION CHAIRMAN CARDIN AND CO-CHAIRMAN HASTINGS CONDEMN TURKISH GOVERNMENT DESTRUCTION OF NEARLY 1,000-YEAR-OLD ROMA NEIGHBORHOOD


WASHINGTON—Senator Benjamin L. Cardin (D-MD), Chairman of the Commission on Security and Cooperation in Europe (U.S. Helsinki Commission) and Co-Chairman Congressman Alcee L. Hastings (D-FL), today released the following statements upon reports that the Turkish government completed the demolition of Sulukule, a suburb of Istanbul that has been home to the Roma minority since 1054.

“The bulldozing of Sulukule this week by the Turkish government shows a lack of regard for the Romani people, and sadly erases a centuries old fixture of Istanbul’s history,” Cardin said. “The Turkish government should adequately compensate the Romani families and provide alternative housing to keep the community united now that their historic neighborhood is gone.”

“We are deeply concerned about the pattern of housing dislocation Roma are experiencing in numerous countries, brought on by everything from flooding to armed conflict to pure discrimination. When Roma are removed from their homes, often with no adequate alternatives, they are disconnected from schools, health care and a host of other public services, and get sucked even deeper into a vortex of poverty – with predictable and disastrous consequences for families,” Hastings said.

“The destruction of Sulukule to make way for new, higher-priced, villa-style homes that Roma could not afford to purchase is especially regrettable because it occurs at a place this Romani community has called home for nearly 1,000 years,” Cardin added.

The unfortunate outcome of this so-called urban renewal project is not only the destruction of this historic neighborhood, but the forcing of 3,500 Sulukule residents 40 kilometers outside of the city to the district of Tasoluk or onto the streets.

“We urge all OSCE participating States to honor the commitments adopted at the 1999 Istanbul Summit and in other OSCE documents to ensure Roma are treated with dignity and respect,” said Co-Chairmen Cardin and Hastings.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

[Roma Daily News] Turkish bulldozers raze 1,000 years of Rom history

Tuesday, May 19, 2009

AFP News Briefs List

Turkish bulldozers raze 1,000 years of Rom history

by Nicolas Cheviron

http://www.france24.com/en/20090519-turkish-bulldozers-raze-1000-years-rom-history
Ferdi Celep sat on a sofa surrounded by the debris of his life, watching city workers empty clothes and furniture from a row of two dozen colourful houses huddled against the Byzantine battlements of Istanbul's old city.

Within hours, the last remnants of a thousand years of Rom history were wiped out by bulldozers.

Anti-riot police supervised this final phase last week of the demolition of Sulukule, a neighborhood on the European bank of Istanbul once home to a vibrant community of musicians and artists whose rhythmic songs and belly dancing served as the city's musical heart.

Similar scenes have been repeated across the country as municipalities, supported by the ruling Justice and Development Party (AKP), drive home a programme of urban renewal, destroying ramshackle and often unsanitary housing in favour of new tower blocks, often many kilometers (miles) outside localities.

But the demolition of Sulukule caused controversy as it razed an ancient community of Rom gypsies who can trace their history in the suburb back to Byzantine times.

"A big thank you to the municipality," said Celep, who is unemployed.

"Thanks to them I will sleep on the street with my wife, my new-born child and the four-year-old. We have no where to go."

City officials in the Fatih district, run by mayor Mustafa Demir from the AKP, estimate the project will relocate about 3,500 people from Sulukule -- 1,300 of them Roms -- and replace their old housing with fancy, wood-panelled "Ottoman style" buildings.

The demolition, begun at the end of 2006, will wipe out "hovels you wouldn't dump coal in," according to the mayor.

However local activist Hacer Foggo of a group called the Sulukule Platform estimates that closer to 5,000 people, the bulk of them members of the minority, are being displaced, and all to benefit the ruling party and its allies.

"Who is going to buy the houses that they will build here? It will be the profiteers, those close to the AKP," she said. "The idea is to expel the poor from the city centre and put the rich in their place."

Turkish media reported a few months ago that several AKP members and figures close to the party were allegedly among the prospective buyers of the new houses.

Foggo said the resettlement will break up a community that has survived through centuries thanks to a tradition of solidarity and mutual aid.

"Here at least everyone knew each other, the rent was very low and the local grocer always gave you credit," she added.

Sulukule welcomed generations of residents from other parts of Istanbul who came for music, booze and belly dancing before a ban in the 1990s by conservative governments shut its colorful neighbourhood taverns.

Some meanwhile insist the redevelopment of Sulukule amounts to more than the disappearance of one of the most picturesque parts of this sprawling city of more than 12 million that has served as the capital of three empires -- Roman, Byzantine and Ottoman.

It means the end of a millennia of history, according to British researcher Adrian Marsh, a specialist on the Roms of Turkey.

Sulukule was the oldest known settlement in the world of Nomadic Roms, said Marsh, first mentioned by a Byzantine scribe in 1054.

His writings speak of "Egyptians" living in black tents along the fortress walls and eking out an existence thanks to their belly dancers, fortune tellers and dancing bears, Marsh said.

After Constantinople -- as it was then known -- fell to the Turks in 1453, Sulukule's dancers and musicians became fixtures of the opulent nights at the Ottoman court.

"Demolishing Sulukule is not the same as demolishing just any other gypsy slum, the way it happens all over Turkey and Europe," said Marsh.

"It is the annihilation of the memory of an entire community."

13 Mayıs 2009 Çarşamba

SON DARBE



fotoğraf Najla Osseiran

fotoğraf Cihan Baysal
Sabahın erken saatlerinde Sulukule'ye Çevik Kuvvet eşliği ile giren belediye ekipleri, Sulukule'ye son darbeyi vuruyor... İçinde halen insanların yaşadığı evler, eşyalarıyla birlikte yıkılıyor.....oysa bu aileler belediyenin kendilerine yer göstermesi için verdikleri dilekçeye yanıt bekliyorlardı ve belediyeden bu konuda söz almışlardı...çocuklar her gün okula devam ediyorlardı....Sokakta kalan aileler için Çadırlara ihtiyaç var.

12 Mayıs 2009 Salı

Zabıtalar kapı kapı dolaşıp kağıt dağıttılar


Çok sayıda zabıta memuru, ev ev, sokak sokak dolaşarak, protokole, kanuna ve projeye değinen, geriye kalan ailelere akşama kadar evlerinden ayrılmalarını bildiren yazılar dağıttılar.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Hafriyat'ta Sulukule sergisi 6 Mayıs'ta açıldı. Sergi 31 Mayıs'a kadar gezilebilir.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=934514&Date=06.05.2009&CategoryID=113



















fotoğraflar : Kıvılcım Çağlıer